"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ...(...) Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
A)Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacının, 01/09/1999 - 22/09/2015 tarihleri arasında davalıya ait odun-kömür deposunda işçi olarak çalıştığının ve bu tarihler arasında sigortaya bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı cevabı :
Davalı ... vekili, davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacının haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil vekili, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışanların çalışma süreleri ile aldıkları ücret miktarlarını gösterir bordroların işyerlerinde asılı bulundurulmasının yasa gereği olduğunu, davacının bu bordroları tetkik ederek çalışmalarının kuruma bildirilip bildirilmediğini veya ne miktar bildirildiğini tespit etme imkanı bulunduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :
Mahkemece yapılan yargılama sonunda "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,Davacının 01/11/2000- 22/09/2015 tarihleri arasında 5.000 gün ve 99.560,40 TL prime esas kazançla davalı yanında gösterilmeyen hizmet akdine dayalı çalışmaların TESPİTİNE, (28.08.2014 ila 27.08.2015 arası 237 gün 14.315,85 TL prime esas kazançla tespit edilen çalışmalar ile mükerrerlik arz etmemek kaydıyla)" karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Davalı işyerinin ... sicil nolu olup 28.08.2014 tarihi itibariyle denetmen raporu doğrultusunda kapsama alındığı, ancak işyerinin 01.11.1999 tarihinde açılmış olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında da işe başlama tarihinin 01.06.1973, terk tarihinin 17.11.2015 olduğunun bildirildiği, bordro tanığı ...'ın beyanı doğrultusunda davacının 01.11.2000 tarihinde işe başladığı ve 22.09.2015 tarihine kadar aralıksız çalıştığı, blok çalışma nedeniyle hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, denetmen raporu gereğince bildirimi yapılan 28.08.2014 - 27.08.2015 aralığındaki çalışma süresinin dışlanması gerektiği hususunun gözetilmesi karşısında, İlk derece mahkeme kararının yerinde olduğu,
... (...) Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nden verilen 17/01/2017 tarih, 2015/711 Esas ve 2017/19 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekili ile Fer'i müdahil SGK vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,karar verilmiştir.
E)Temyiz: Davalı işveren ve Fer’i Müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı yasanın 86/9. maddeleridir.
Bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Yasanın kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmasının konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu madde 288’de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Yasa’nın madde 3 B ve D’de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı işyerinde kışın mevsimlik olarak kömür işleri yaptığı, yazın davalının çeltik tarlalarında işçi olarak çalıştığının tanıklar tarafından beyan edildiği , davacının sigortasız çalıştırıldığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı şikayet sonrasında 28/08/2014 ila 27/08/2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, davalı işyerinin 01/04/1983 -10/05/2000 tarihleri arasında yasa kapsamında olduğu, vergi kayıtlarının 01/06/1973 tarihinden itibaren varolduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının iddia ettiği çalışma süresinin çok uzun bir süreyi kapsadığı, bu süredeki bir çalışmanın ispatlanması açısından tanıkların tüm süreyi hatırlayarak beyanda bulunmalarının hayatın olağan akışında mümkün olamayacağı, ayrıca tanık beyanlarında davacının davalıya ait çeltik tarlalarında yaz sezonunda da çalışmaya devam ettiği belirtilmişken; mahkemece davalıya ait çeltik tarlalarının var olup olmadığı araştırılmadan, bu tarlaların yakınında bulunan komşu işyeri tanıklarını belirlenip dinlenmeden, davacının çalışmasının tüm yıl devamlı mı yoksa sadece odun-kömür işi ile sınırlı şekilde mevsimlik olup olmadığı ortaya konulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Mahkemece yapılacak iş; ilgili tapu müdürlüğüne yazılarak davalıya ait çeltik tarlalarının var olup olmadığını ve komşu parsellerde kayıtlı maliklerini veya Sosyal Güvenlik Kurumu,zabıta aracılığyla komşu işyerleri var ise işyeri sahiplerini ya da çalışanlarını tespit ederek tanık olarak dinlemek, davacının çalışmalarının yaz-kış devamlı olup olmadığını araştırıp davacının bu işyerindeki çalışmasının kapsamını belirlemek ve sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Davalı işveren vekilinin ve Fer’i Müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
G)SONUÇ :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine
03/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.