"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava; Kurum işleminin iptali ile ... adına işlenen 03/04/1976-15/05/1977 tarihleri arası 381 günlük çalışmanın davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B) DAVALI CEVABI :
Davalı SGK vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; 35.01.8870168 sigorta sicil numaralı olduğu iddia edilen ... adına bu sicilde kayda rastlanılmadığı, bu sicilde ... adına rastlanıldığı, bilgisayar kayıtlarından yapılan incelemede ...'in 15/04/1976 tarihinde ... sicil numaralı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, 1976/2. ve 3. dönem çalışmalarının göründüğü, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece Mahkemesince, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece Mahkemesi kararı yerinde olup kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığından davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEPLERİ :
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Kurum işleminde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı belirtilerek eksik inceleme ve araştırma neticesi kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının nüfusta 10/11/1957 doğum tarihli ... ve ... kızı olarak ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde, evlenmeden önceki “...” soyadıyla kayıtlı olduğu, 03/04/1976 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin ... sigorta sicil numarası ile 1958 doğumlu, ... kızı ... adına dava dışı “... ” ünvanlı üzüm işletmesi işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, dava dışı bu işyerince ... adına 03/04/1976-15/05/1977 tarihleri arasında 381 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacının ise Kurum’da ... sigorta sicil numarası ile kayıtlı olup 01/06/1996-26/04/2013 tarihleri arasında 1296 gün sigortalılık hizmetinin bulunduğu, davacının 13/10/2014 tarihinde ... adı ile geçen hizmetlerin kendisine ait olduğu ve buna göre Kurum kayıtlarının düzeltilmesi isteminin Kurum tarafından bila tarihli, ... sayılı işlemle reddedildiği, İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 05/01/2018 tarihli yazı cevabı ile “Nüfus Müdürlüklerinde yapılan bilgisayar sorgulaması neticesi ... kızı 01/07/1958 ... doğumlu ... adında herhangi bir kişinin kaydına rastlanmadığı”nın Mahkeme'ye bildirildiği, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda dava dışı işyerinin bordrolu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Dava aidiyet davası olup bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesinden dolayı çalışmanın başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delillerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/09/2007 gün ve 2007/21-600E,2007/604 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.
Aidiyet davalarında Kurum kayıtlarına göre çalışma kime ait gözüküyor ise bu kişinin gerçekte olup olmadığı veya davacı ile aynı kişi olup olmadığı hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak bir biçimde araştırılmalı, böyle bir kişinin bulunduğu belirlenir ise davanın hak alanını etkilemesi nedeniyle davaya davalı sıfatıyla dahil edilmesi zorunludur. Mahkemece, sigortalı işe giriş bildirgesinde yer alan tüm kimlik bilgileri yazılmak suretiyle böyle bir kişinin bulunup bulunmadığının ülke genelinde araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Davada gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için yapılacak iş, Nüfus Müdürlüğü’nden sigortalı işe giriş bildirgesinde yer alan tüm kimlik bilgileri yazılmak suretiyle ülke genelinde yapılacak araştırma neticesine göre ... kızı, 1958 yılı ... ( ... ) doğumlu ... adında nüfusa kayıtlı herhangi bir kişinin olup olmadığını sormak, bu kişinin varlığının tespiti halinde dava onun da hak alanını ilgilendireceğinden yöntemince davaya katılımının sağlanması için davacıya önel vermek, ihtilaf konusu döneme ait ( 03/04/1976-15/05/1977 tarihleri arasında ) davacının ikametgah kaydı sorgulanıp ikametgah bilgileri dikkate alınarak davacının dava dışı işyerinde çalışmasına ilişkin kolluk araştırması yapmak, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının çalışmaları hakkında bilgi ve görgü sahibi olan başkaca bordrolu tanıkları tespit ederek tanıkların dava konusu çalışmaların aidiyeti, gerçek ve eylemli çalışmayla ilgili olarak usulüne uygun beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
İlk derece Mahkemesince yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmalı, ilk derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
G) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.