"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A) Davacının Talebi :
Davacı vekili, davalılara ait iş yerinde, CNC makinesinde çalışan müvekkilinin, sabah 07:30'da başlayıp akşam 17:00-20:00 saatlerine kadar çalıştığını, çalışması karşılığında iş yerinden 2.000,00TL ücret aldığını, müvekkilinin henüz 18 yaşını doldurmadığını, iş yerinde 10/08/2017 tarihinde sol gözüne demir parçası saplandığını ve sol gözünün tamamen kör olduğunu, müvekkiline çalışma esnasında kullanması için gözlük dahi verilmediğini, bütün kusurun davalılarda olduğunu, müvekkilinin yaşanan iş kazasından sonra uzun süreli işine devam edemediğini, ailesinin geçimine katkıda bulunamadığını, tedavisi süresince yol ücreti, yemek ücretleri, bir kısım ilaç ve muayeneye ilişkin fatura edilen ve edilemeyen pek çok masrafa katlanmak zorunda kaldığını, maddi ve manevi yönden zarar gördüğünü beyan ederek, 2.100,00TL maddi, 145.000,00TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalıların Cevabı :
Davalılar vekili, İş yerinin davalı ... tarafından işletildiğini, davacının müvekkiline ait iş yerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ... 100. Yıl Mesleki Eğitim Merkezi ile koordineli şekilde çıraklık sözleşmesi ile çalıştığını, dava konusu olayda müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesinin Kararı :
İlk Derece Mahkemesi'nin 01/11/2018 tarihli kararında, iş akdinde tarafların karşılıklı borçlarının iş görme ve ücret ödeme olduğu, çıraklık sözleşmesindeki esaslı unsurun ise bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu, İş Mahkemesinin görevli olması için uyuşmaz taraflarının işçi ve işveren ya da işveren vekili olması ve yine uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya İş Kanunu'ndan kaynaklanması gerektiği, somut olayda davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, davalı tarafın işveren olmadığı, böylelikle uyuşmazlığın iş akdinden veya İş Kanunu'ndan doğmadığı gerekçesiyle, genel mahkemelerin görevli belirtilirek görev yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı :
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, Davanın çözümünde İş Mahkemesi görevli olmadığından mahkemece ulaşılan sonucun usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz Talebi :
Davacı vekili, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. Maddesine göre İş Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/15272K sayılı ilamında İş Mahkemeleri'nin Görevli olduğu yönünde tespitin bulunduğunu savunarak kararın bozulması gerektiğini savunmuştur.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
7036 Sayılı Yasa'nın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasındaki iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında İş Mahkemeleri'nin görevli olacağı düzenlenmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda, İş Mahkemeleri'nin görevli olduğuna dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda çıraklar hakkında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları yönünden hangi mahkemelerin görevli olacağı konusunda 6331 sayılı Kanun'un yürürlüğü ile birlikte mevzuatta boşluk doğmuştur.
5510 sayılı Kanuna göre çıraklar, yaşı ve tabi olduğu yasa ne olursa olsun, kısa vadeli sigorta koluna tabi olacaktır. 6331 sayılı Kanunda hüküm bulunmamakta ise de çırakların kısa vadeli sigorta koluna tabi olduğu gözetildiğinde, bu neviden davaların İş Mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. Zira, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücua tabi kısmının kusura isabet eden pay oranında tazminattan düşülmesi gerekmekte olup, bunu yapacak uzman mahkeme iş mahkemesidir. Aksine yorum, başka bir ifadeyle özel uzmanlık gerektiren mahkemelerden bu davaların alınarak genel mahkemelere verilmesi İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun ruhuna ve çıkarılış amacına aykırı olur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre İş Mahkemeleri görevlidir. (Bkz. ..., Birol Soner, ..., ...- İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görev ve yetki, sh 48 vd.)
Somut olayda, davacının çıraklık sözleşmesine istinaden 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında aday çırak olarak davalı tarafa ait iş yerine bulunan CNC makinesinde çalışırken, 10/08/2017 tarihinde sol gözüne demir parçasının saplanması ile yaralandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası sayıldığı ve %7,2 sürekli iş göremezliğin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G) Sonuç :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/10/2019 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.
KARŞI OY VE GEREKÇE
Dava, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin C, D, ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.", 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde "bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi denir.", 5510 sayılı Kanunu'nun 5/b maddesinde "05/06/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki öğretim gören öğrenciler bu kanun kapsamında işyeri ve işveren sayılmaz." ifadelerine yer verilmiştir.
İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi iş sözleşmelerinin varlığı halinde iş mahkemelerini görevli kabul etmektedir.
Olayın 5510 sayılı Yasa bakımından iş kazası sayılması SGK aleyhine açılacak iş kazası tesbiti veya işgöremezlik oranı tesbit davası dışında iş mahkemelerini görevli hale getirmez. Zira, 5510 sayılı yasanın 101. maddesine göre 5510 sayılı Yasa'dan doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemesinde görülür.
Öte yandan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda da mahkemelerin görevi ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi mevcut değildir. Dava dışı Milli Eğitim Bakanlığı'nın matbu çıraklık sözleşmesi davacının velisi ve davalı İşveren Fatih arasında imza edilmiştir.
Uyuşmazlık, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözülmelidir.
Bu kapsamda, davaya bakmakla genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.