Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava, 26/06/2006 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, Maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminatın 26/06/2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının davalı şirkete ait işyerinde vinç montajı işinde çalışırken yüksekten düşmesi neticesinde %52 oranında malul kaldığı, olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, mahkemece itibar edilen kusur raporunda işverenin %75, işçinin ise %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, Mahkemece verilen 29/12/2015 tarihli karar ile davacı lehine maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, Dairemizin 03/12/2018 tarih 2017/6318 Esas, 2018/8896 Karar sayılı kararı ile manevi tazminatın az olduğuna hükmedildiği, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.

Önceki bozma ilamında da işaret olunduğu üzere gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.

Bu açıklamalar doğrultusunda, davacının maluliyetinin niteliği, iş kazasının meydana gelmesinde davalının kusurunun ağırlığı ve mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu açıktır.

Mahkemece yapılacak iş, davacı lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, uyulan bozma kararına aykırı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***