"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi;
Davacılar vekili dava ve ıslah dilekçesinde özet olarak; davacı eş için 93702,49 TL destekten yoksun kalma ve 50000 TL manevi tazminat; davacı çocuklar için ayrı ayrı 20000 TL destekten yoksun kalma ile 50000 TL manevi tazminat; davacı anne için 20000 TL ve davacı kardeşler için 10000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken alınmasını talep ve dava etmişlerdir.
B)Davalı Cevabı;
Davalılar vekilleri cevap dilekçeleri ve akabinde özet olarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davalı ... Belediyesi hakkında açılan davanın reddi ile; davacı eş ...’ye 93.702,49 TL maddi tazminat ile 30000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’ya 20000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’ye 111,80 TL maddi tazminat ile 20000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’e 20000 TL manevi tazminatın; davacı anne ...’ye 15000 TL ve davacı kardeşlere ayrı ayrı 2000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03/04/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... Mat. Madencilik Asfalt Tic. A.Ş. ve ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;
... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nce, davacılar ile davalılar ... Mat. Madencilik Asfalt Tic. A.Ş. ve ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş.'nin istinaf başvurularının HMK. 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E)
1-Davacıların Özetle Temyiz Nedenleri;
• Davalı ... Belediyesi'nin asıl işveren sıfatı olmasına rağmen bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu,
• Belediyenin asıl işi olan asfalt yapımını taşeron firmalara devrettiğini,
• Dosya kaspamında alınan ilk kusur raporunda davalı ...’ye % 5 kusur atfedildiğini,
• Maktül işçiye kusur raporunda verilen % 30 oranındaki kusurun hatalı olduğunu,
• Davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
2-Davalı ... Mat. Madencilik Asfalt Tic. A.Ş.’nin Özetle Temyiz Nedenleri;
• Maddi ve manevi tazminat davasında şirketlerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,
• Raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin, kusur oranları netleştirilmeden hüküm kurulduğunu,
• Müteveffanın olay sırasında cep telefonu ile konuşması sebebi ile uyarıları duymadığı, olayda kusurunun tespit edilenden fazla olduğunu,
• Olayın meydana geldiği yere girilmemesi için ikaz işaretleri ile çevrili olduğunu,
* Lastik silindirli iş makinesinin uygunluk raporu bulunduğu, olayın araçtan kaynaklanmadığını,
• Olayın oluş şekli nazara alındığında kendilerine kusur izafe edilemeyeceğini,
• Hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
3-Davalı ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş.’nin Özetle Temyiz Nedenleri;
• Kazada kendilerinin kusurunun olmadığı, kusur raporunu kabul etmediklerini,
• Dosyadaki kusur raporlarının birbirinden farklı olup hükme esas alınan kusur raporunun da hatalı olduğunu,
• Müteveffanın olay sırasında cep telefonu ile konuşması sebebi ile uyarıları duymadığı, olayda kusurunun tespit edilenden fazla olduğunu,
• Kusur raporları arasında çelişki bulunduğu, ceza yargılaması ve SGK teftişi ile raporların çeliştiğini,
• Hesap raporundaki katsayılar, aktif-pasif dönem, kriterler ve esas alınan verilerin hatalı olduğunu,
• Takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu,
• Kararda vekalet ücretlerinin de hatalı olarak hüküm altına alındığı, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1-Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, sigortalının 03/04/2014 tarihli iş kazası sonucu vefatı nedeniyle davacı eşi, çocukları, annesi ve kardeşlerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ... Belediyesi hakkında açılan davanın reddi ile; davacı eş ....’ye 93.702,49 TL maddi tazminat ile 30000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’ya 20000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’ye 111,80 TL maddi tazminat ile 20000 TL manevi tazminatın; davacı çocuk ...’e 20000 TL manevi tazminatın; davacı anne Bedriye’ye 15000 TL ve davacı kardeşlere ayrı ayrı 2000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03/04/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... Mat. Madencilik Asfalt Tic. A.Ş. ve ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, 03/04/2014 tarihli zararlandırıcı olaydan dolayı hakkında davanın reddine karar verilen davalı ... Belediyesi'nin davacılara karşı sorumluğunun doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarıyla, somut uyuşmazlık için önem arz ettiğinden işveren niteliği konularının açıklanmasında fayda vardır.
4857 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre; bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye “işçi”, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara “işveren”, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise “iş ilişkisi” denir.
İş Kanunu'nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün hale gelecektir.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır;
a)İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır.
b)Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve işçi çalıştırmalıdır.
c)İşverenlik sıfatının, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanılmış olması aranacaktır.
d)İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e)İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f)Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz.
Birlikte istihdam, grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimidir ve bu çalışma biçiminde işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı iş yerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ve işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır.
İş sözleşmesine katılmada ise, başlangıçta tek bir işverenle kurulan iş ilişkisine zamanla diğer bir iş veren katılmakta ve işçi iş görme edimini bu katılan şirkete karşı da yerine getirmektedir. İşçinin ilk işvereni ile bağlantısı kopmamakta, iş sözleşmesinin devri değil, işveren tarafında bir çoğalma söz konusu olmaktadır. Bu durumda da tek bir iş ilişkisi vardır. (M.Alp.İş Sözleşmesinin Devrinde Bazı Sorunlar.DEÜ.Hukuk Fakultesi Dergisi.Cilt 9.Özel Sayı, 2007.s:197).
Holding ve şirket gruplarının bünyesinde her biri bağımsız tüzel kişiliğe ve hukuki varlığa sahip şirketler yer almaktadır. Dolayısıyla holdinge bağlı şirketlerde çalışan işçilerin işvereni hukuken holding veya şirket topluluğu değil iş akdinin tarafı olan şirkettir. Buna göre, aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumlulukları, bünyesinde bulundukları holding ya da gruptan bağımsızdır. Yani holding ya da guruptaki diğer şirketler, kazalı işçinin işvereni olan şirketin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumluluklarından ötürü kural olarak sorumlu tutulamazlar. Ancak şirketler arasında organik bağın bulunduğu durumlarda birlikte istihdamın mevcudiyeti veya işçinin işveren şirketten alacağının tahsilini olanaksız hale getiren muvazaalı işlemlerin varlığı durumunda işveren şirketle birlikte diğer şirketler de sorumlu tutulabilir. (Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. .... S:158) Neticeten yukarıda değinildiği üzere çalışma hayatında işçinin asıl işverenin dışında başka işverenlere de hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında olmakla beraber esasında birbiri ile bağlantısı olan işverenlerin işlerini ifa ettiği de bir hakikattir. Bu gibi durumlarda, şirketler arasında organik bağdan söz etmek gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; hakkında davanın reddine karar verilen davalı ... Belediyesi ile davalı ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş. arasında ... Köprülü Kavşak Yapım işi konusunda sözleşme düzenlendiği, akabinde aynı işin yapımının davalı ... İnşaat Elektromekanik San. Tic. A.Ş. tarafından ... Mat. Madencilik Asfalt Tic. A.Ş.’ye verildiği, davalı ... Belediyesi’nin asıl işlerinden olan köprülü kavşak yapım işini başkaca bir tüzel kişiliğe vermesinin Belediyeyi asıl işverenlik sıfatından ve bunun doğal neticesi olarak da sorumluluktan kurtarmayacağı, asıl işveren olarak alt işverenin (taşeronun) ve bu alt işverenin istihdamlarının kusurlarından birlikte müteselsilen sorumlu olduğu ve hüküm altına alınan tazminatlardan davalıların birlikte sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği gözden kaçırılarak, davalı ... Belediyesi yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Neticeten adı geçen davalının hüküm altına alınan tazminat tutarlarından kusuru bulunmasa dahi aleyhine hüküm kurulan diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözardı edilerek hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının temyiz edenlere iadesine
dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 24/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.