Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas Sayılı Davası Bakımından;

Asıl ve birleşen davalar bakımından davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, asıl davada davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

1- Dava, ölümlü iş kazası nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, asıl dava, ıslah ve birleşen dosyadaki talepleriyle birlikte, müvekkillerinden eş için 37.386,47TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk ... için 20.342,03TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk ... için 6.191,90TL maddi 10.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etimiştir.

... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20/04/2016 tarihli kararda, davalı ... yönünden kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı ... Belediyesi yönünden ise davanın kısmen kabulüne ve eş için 37.386,47TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk Hüseyin için 20.342,03TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk Gökhan için 6.191,90TL maddi 10.000,00TL manevi tazminatların davalı ... Belediyesinden tahsiline karar verilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/537Esas 2017/2344Karar sayılı ilamında, dava konusunun hizmet sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizliğine, İş Mahkemesi tarafından yargılamaya bakılması gerektiğine karar verilmiştir.

Bu defa ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince verilen 04/07/2018 tarihli kararda, davalı ... yönünden kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı ... Belediyesi ve birleşen dosya davalısı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne ve davacılardan eş için 37.386,47TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk ... için 20.342,03TL maddi 10.000,00TL manevi, çocuk ... için 6.191,90TL maddi 10.000,00TL manevi tazminatların davalılar ... Belediyesi ile ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

2- Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.

Somut olayda, iddia edilen olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabulüne ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. İş kazası nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemleri için zararlandırıcı olayın iş kazası olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespitiyle ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.

Yapılacak iş; davacı tarafa, iş kazasının tespiti ve iş kazası geliri bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurması, olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde, Kurumun hak alanını etkileyeceğinden işveren ve Kurum aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vererek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yapmaktır.

3- Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin maddi tazminat alacağından tenzili noktasında davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu oluşturmaktadır. Kanunun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Adalet Komisyonu'nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”

Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

Yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, maddi tazminat alacağının tespitinde davacılara bağlanacak ilk peşin sermaye değerli gelirlerin rücuya kabil kısmının, bozma ilamından önce alınan hesap raporundan, Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine göre rücuya tabi kısımlarının indirilmesi ile sonuca göre karar verilmesidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı ... Belediyesi ile davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek, temyiz itirazlarının bu aşamada sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 23/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***