Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

A)Davacı İstemi;

Davacı vekili dava dilekçesi ile; 06/08/2013 tarihli iş kazasında müvekkilinin sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde 58.695,00 TL maddi ve 12.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

B)Davalı Cevabı;

Davalı vekili cevap ve beyanlarında; davada zamanaşımı olduğunu ve davanın mükerrer olarak açıldığını, olay nedeni ile davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, maluliyet tespitinin ilgili mevzuata uygun olmadığını, olayda tespit olunan maluliyet arasında uygun neden-sonuç bağının bulunmadığını, davacının gerekli özeni göstermediğini, zamanında kontrol ve tedavi işlemlerini yaptırmadığını, bu nedenle maluliyetin ortaya çıktığını, dava konusu olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının kaza geçiren davacıda olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiği ve % 12,10 oranında malul kalacak şekilde yaralandığı ve bu maluliyet oranının kesinleştiği kusur raporunda meydana gelen kazada % 70 davalı, % 30 oranında davacı kazazede kusuru tespit edildiği belirtilerek davacı lehine 58.696,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.

D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

Davalı vekilinin, kusur oranına itirazlarının soyut nitelikte olduğu, hesap bilirkişi raporuna da dilekçesinde yazılı nedenlerle itiraz ettiği, ilk derece yargılaması sırasında itiraz nedenleri değerlendirildiği, hükme esas bilirkişi raporları gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, kusur bilirkişi heyetinde iş güvenliği uzmanı maden mühendisleri bulunduğu, hesap bilirkişi raporunda da hesaplama yöntemi, kurumca rücu edilebilecek kısımdan direkt davalı kusuruna ilişen kısım için indirim ve dilekçede istinaf nedeni yapılan hususların dosya kapsamına mevzuata ve Yargıtay içtihadına uygun olduğu, davacı vekilinin hesap raporuna ilişkin istinaf nedeninin soyut olduğu, manevi tazminat miktarının da dosya kapsamına uygun olduğu belirtilerek tarafların istinaf istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

E) Temyiz Nedenleri;

Davacı vekili: Müvekkilinin uğradığı maddi zararların eksik hesaplandığını, müvekkilinin iş bu kaza nedeniyle uğradığı maddi kazanç kayıplarının daha fazla olduğunu, eksik yapılan inceleme sonucu karar verildiğini, manevi tazminata az hükmedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili: Dosyada tek kusur raporu alındığı, müvekkilinin iş kazası oluşmaması için üzerine düşen tüm önlemleri aldığı, maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, maddi tazminat hesabından tüm peşin sermaye değerinin düşülerek davacının mükerrer yararlanmasının engellenmesi gerektiğini, ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödeneğine kusur uygulanarak tazminattan tenzilin hatalı olduğunu, manevi tazminata fazla hükmedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;

A) Manevi Tazminat hükmü yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar için kesinlik sınırı, karar tarihi itibariyle 47.530,00 TL dir.

Davacı tarafın birleşen dava dilekçesinde 12.500 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece davacı lehine 8.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraflarım stinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve bu kararın taraf vekillerince temyize getirildiği dikkate alındığında, hükmedilen ve reddolan manvi tazminat miktarının karar tarihi itibariyle temyiz sınırının altında kaldığı açıktır.

O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden temyiz kabiliyeti olmayıp, taraf vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının H.M.K.'nun 362/1-a maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.

B) Maddi Tazminat hükmü yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise ;

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava, 06/08/2013 tarihli zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı tarafından işletilen kömür madeni ocağında ocak içi kazı ustası olarak çalışırken tahkimat yerleştirdiği sırada üzerine düşen taşlar nedeniyle iş kazası geçirdiği, olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, maluliyetinin %12,1 malul olarak belirlendiği, hükme esas alınan kusur raporunda davalının %70 davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu, hesap raporunda ise asgari geçim indirimi olmaksızın asgari ücret üzerinden hesap yapıldığı anlaşılmıştır.

İlke olarak iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının veya ölümü halinde hak sahiplerinin maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücret, işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. Gerçek ücretin saptanmasında işyeri kayıtları, ücret bordroları araştırılmalı, bordrolardan ücretin saptanamaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu, emsal işçilerin aldığı ücret gözönünde tutulmalı, gerekirse meslek kuruluşu ve odalardan durum sorularak gerçek ücret saptanmalıdır.

Davacının kaza tarihi ve sonrasında davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği saptanır ise işyerinden imzalı ücret bordroları getirtilerek bilinen ücretlere göre hesap yapılması gerekir.

İşyerinde toplu iş sözleşmesi uygulanıp uygulanmadığı ve uygulanmakta ise sigortalının sendika üyesi olarak veya dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanmadığı mutlaka belirlenmelidir. Asgari ücret ile varsa toplu iş sözleşmesinin uygulanması kamu düzenine ilişkin olup talep olmasa dahi re'sen uygulanması gerektiğinden olay tarihinden hüküm tarihine kadar işyerinde uygulanmakta olan tüm toplu iş sözleşmeleri getirtilerek tazminatın belirlenmesinde esas alınmalıdır. Kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Bunun yanı sıra maddi tazminat hesabında geçici iş göremezlik dönemini de kapsayan bilinen dönem zararı gerçek ücrete göre hesaplanmalıdır.

Öte yandan 6552 sayılı Kanun md.9 ile 04/06/1985 tarih ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na getirilen Ek Mad. 9 hükmüyle işçilerin ücretleri bağlamında çok önemli bir değişiklik sağlanmıştır. Gerçekten de 11/09/2014'den itibaren yürürlüğe giren anılan hükme göre: ''Bu Kanunun (3213 sy. Kanunun) 2 nci maddesinde sayılan 4. Grup madenlerden “Linyit ” ve “ Taşkömürü ” çıkarılan işyerlerinde, yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarı 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca belirlenen asgari ücretin iki katından az olamaz'' şeklindeki emredici hüküm nedeniyle maddi tazminatın 11/09/2014 tarihi sonrası için asgari ücretin 2 katı tutarında hesaplanması gerekir.

Bu açıklamalara ek olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

Somut olayda hükme esas alınan 18/06/2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda bilinen dönemde davacının aldığı ücretin araştırılmadan asgari geçim indirimsiz asgari ücretin hesaba esas ücret olarak esas alınması ve SGK tarafından davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalıya rücusu kabil kısmının hesaptan tenzil edilmemiş olması hatalı olmuştur.

Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, 18/06/2018 tarihli hesap raporunda bilinen dönem olarak esas alınan 20/06/2018 tarihine kadar davacının davalıya ait işyerinde aldığı ücretlerin belirlenerek bu ücretlerin hesaba esas ücret olarak esas alınması ve özellikle belirlenecek ücrette 11/09/2014 tarihinden sonraki dönem için Maden Kanunun ek 9.maddesi dikkate alınarak asgari ücretin iki katından az olmamak üzere belirlenecek olan ücrete dikkat edilmesi, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde bilinen dönemin ileri çekilmemesi ve asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması suretiyle maddi tazminat alacağının tespiti, tespit edilecek bu maddi tazminattan SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının maddi tazminat alacağından tenzil edilerek maddi tazminat alacağının belirlenmesinden ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, tarafların temyiz harçlarının istekleri halinde taraflara iadesine, 30/09/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

***