"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, dava kısmi alacak davası olarak açılmış ve sonuçlandırılmıştır. Davacı, kısmi olarak açtığı davasını 17.07.2014 tarihli dilekçesi ile ıslah etmiş ve bedel arttırımını içerir dilekçesine karşı davalı şirket vekili tarafından 27.10.2014 tarihinde zaman aşımı itirazında bulunulmuştur. Bu durumda, zamanaşımı itirazının süresi içerisinde ileri sürülmüş olması halinde, davacının hak kazandığı alacaklarının miktarının ıslaha karşı zamanaşımı itirazı değerlendirilerek belirlenmesi gerekmekte ise de davalının itirazını kanuni süresi içerisinde yapıp yapmadığı dosya içeriğinden anşılamamaktadır. Dosyada, davacının ıslah dilekçesinin davalı tarafa hangi tarihte tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası bulunmadığı gibi, PTT sorgu ekran görselinin de bu durumu ıspata elverişli olmadığı görülmektedir. Bu durum karşısında öncelikle ıslah dilekçesinin davalı tarafa hangi tarihte tebliğ edildiği araştırılmalı, zamanaşımı itirazının süresinde olduğunun anlaşılması halinde fazla mesai alacağı yönünden ıslaha karşı zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmelidir.
Davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı sürdüğü zamanaşımı itirazının süresinde olup olmadığı değerlendirilmeksizin hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
3-Taraflar arasında davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıp yapmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya kapsamında dinlenilen davacı tanık beyanları ile davalı tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde fazla çalışma saatlerine ilişkin olarak beyanlarının birbirini teyit etmesine rağmen, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bakımından bu günlerde çalışma yapıldığının tam olarak ıspatlanamadığı görülmektedir. Zira davacı tanıklarının davalı şirkete karşı açmış oldukları davalar mevcut olduğundan husumetli oldukları nazara alındığında beyanlarına itibar edilemez. Hal böyle olunca davalı tanık beyanlarının dikkate alınması gerekir. Ancak davalı tanıklarının da davalı işverenlikte tatil günlerinde ne şekilde, hangi sıklıkta nasıl çalışma yapıldığına ilişkin hesaplamaya elverişli beyanları bulunmamaktadır. Bu durumda davacının çalışma koşulları hakkında aynı iş yerinde çalışmaları sebebi ile bilgi sahibi olan davalı tanıklarının beyanlarına itibarla, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ne şekilde çalışmasının olduğunun tam olarak ıspatlanamaması nedeniyle ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulü isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.01.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.