"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bır kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, davacının ihale alınan şirket çalışanı olduğunu, 11.05.2015 tarihli yazısında şoför olarak görev yaptrıldığını, kış saatlerinde 07.00-16.00 arası, yaz saati uygulamasında 07.00-18.00 saatleri çalıştığını, haftada bir gün izinli olduğunu, puantajlarda belirtilen günlerde sömestr ve yaz tatili hariç çalıştığını, maaşına ek ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalı aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda; davacı ... İlçesi Suluçam Köyü Yatılı Bölge Orta Okulu'nda çalıştığını, tatil dönemlerinde her yılın Temmuz ve Ağustos aylarında çıkışının verildiğini, akabinde tekrar işe girişinin yapıldığını sadece yaz tatili döneminde iki ay okula gitmediğini, iş olduğu zamanda çağrıldığını, bu iki aylık süre içerisinde başka bir iş yapmadığını ve bağımlılık ilişkisinin devam ettiğini, sabah 07:00'de işe başladığını, akşam 16:30-17:00'da işten döndüğünü iddia etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının tanık beyanları ve yaptığı iş dikkate alınarak, 06.00-19.00 arası çalıştığı 1.5 saat ara dinlenme düşülerek haftalık 24 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek yapılan hesaplamanın mahkemece hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Halbuki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddeye göre, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Davacının beyanı, davalı kurum yazı cevabı, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının kışın 07.00-16.00 saatleri arası, yazın ise 07.00-17.00 saatleri arası çalıştığı, eğitim dönemleri dışında kalan yaz ve sömestr tatillerinde davacının fazla mesai yapmadığı kabul edilerek, davalı kurumdan okulun yaz ve sömestr tatili dönem ve tarihleri sorularak bu tarihler dışlanmak suretiyle fazla çalışma ücreti hesaplanması gerekir iken yazılı gerekçe ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının şoför olarak 12/10/2006-09/02/2015 tarihleri arası eğitime ara verilmesi nedeniyle fasılalı dönemler hariç tutularak fiilen 6 Yıl 8 Ay 16 gün çalıştığı ve 90 gün izin hakkı bulunduğu kabul edilerek hesaplanan yıllık izin ücret alacağı mahkemece hüküm altına alınmıştır. Davacının uzun yıllar boyunca izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının 6 yıl boyunca izin kullanıp kullanmadığı hususu açıklattırılarak davacı beyanı ile birlikte tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, 21.10.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.