"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde müdür olarak 31.10.2004-07.01.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ücretinin 2.500,00 TL olduğunu, haftanın yedi günü günde on altı saat çalışarak fazla çalışma yaptığını, alacaklarının ödenmediğini savunarak kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, eksik ücret ile resmi ve dini bayram çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, iş sözleşmesinin davacının 04, 05 ve 06 Ocak 2010 tarihlerinde devamsızlık yapması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca işyerinde getir-götür işlerinde çalışan davacının ücretinin asgari ücret olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, davalıların ...’te bulunan işyerinde tırlardan sorumlu olarak çalıştığını ve ücretinin 2.500,00 TL olduğunu ileri sürmüş, davalı işveren ise ...’te şube bulunmadığını, sadece tır parkı bulunduğunu davacının müdür olarak değil getir götür işinde çalıştığını ve ücretinin asgari ücret olduğunu savunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları, müdür olarak çalışan davacının ücretinin 2.500,00 TL olduğunu beyan etmiş ise de, tanıklardan birinin husumetli tanık olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık davalı tanıkları davacının tırların bakımını yaptığını ve ücretinin asgari ücret olduğunu ifade etmiştir. Mahkemece davacının işyerinde müdür olarak çalıştığı kabul edilmek suretiyle, ... Ticaret Odası ile ... tarafından bildirilen emsal ücret dikkate alınarak aylık 2.100,00 TL net ücret ile çalıştığı benimsenmiştir. Ancak dosya kapsamından gerek davacının işyerinde ifa ettiği görev, gerekse emsal ücrete yönelik araştırmanın yetersiz olduğu tespit edilmektedir. Bu itibarla öncelikle davacının ...’te çalıştığı işyerinin kapsamı, fiziki kapasitesi, çalışan sayısı vb. hususlar araştırılarak davacının ifa ettiği işin niteliği açıklığa kavuşturulmalı, buna göre davacının aylık ücretinin belirlenmesi için yeniden yukarıda belirlenen ilke ve esaslar doğrultusunda detaylı bir emsal ücret araştırması yapılmalı ve elde edilen veriler dosya kapsamındaki deliller ile birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Öte yandan, yukarıda fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar açısından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta, tanık beyanları doğrultusunda düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, davacı tanığı İbrahim işverenle husumetli olup, salt husumetli tanık beyanına itibar edilerek sonuca gidilemez. Ayrıca günlük çalışmanın başlangıç ve bitiş saatleri ile ara dinlenme süresi belirlenmeden, tanıkların soyut beyanlarına göre, davacının günde 12 saat çalıştığı kabul edilerek sonuca gidilmesi de bir başka hatalı yöndür. Bu itibarla, husumetli tanığın beyanına itibar edilemeyeceği dikkate alınarak öncelikle husumetli olmayan diğer davacı tanığının hangi dönemde davacı ile birlikte çalıştığı, davacının çalışma düzenini bilip bilemeyeceği yönünden gerekli araştırma yapılmalı, buna göre dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında bir sonuca varılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de, davanın iki ayrı davalıya karşı açıldığı sabit olup, Mahkemece her iki davalı arasında organik bağ bulunduğu kabul edilmesine rağmen hükmedilen alacakların “davalıdan” tahsiline karar verilmesi infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 22.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.