"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurumda 1985- 1997 yılları arasında mevsimlik işçi, 1998-2012 yılları arasında ise sürekli işçi olarak çalıştığını, 13.07.2012 tarihinde emekli olduğunu, 2011 yılında 15 gün, 2012 yılında 15 gün izin kullanıp başkaca izin kullanamadığını, 13 yıllık birikmiş izin ücreti ve T.İ.S. den kaynaklanan 6 gün izin ücreti ve diğer sosyal haklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yıllık izin haklarının kullandırıldığını, 6 iş gününe kadar olan mazeret izinlerinin talep edilmediğinden ödenmediğini, bunun ileride ücret hakkı olarak istek hakkı oluşturmayacağını, Maliye Bakanlığı’nın 13.04.1995 tarih ve 7498 sayılı genelgesi gereğince işçiye emekliliği halinde sadece son 1 yıl ve 1 yıl öncesine ait yıllık izin ücretlerinin ödenmesinin düzenlendiğini, davacıya TİS den kaynaklı talep konusu haklarının da ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 24 yıl 2 ay 29 günlük hizmet süresinde sadece 30 gün izin kullandığı, 15.06.2012-14.07.2012 bordrosunda davacıya 157 gün kullandırılmayan yıllık izin ücreti karşılığı sözleşmenin feshinde izin ücreti ödemesi yapıldığı ve davacının bakiye 281 gün izin ücreti alacağı bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı, yıllık izinlerinin kullanılmasına izin verilmediği ve yıllık izin ücretinin kalanının da ödenmediğini iddia ederek yıllık izin ücreti talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesi gereği davacının davayı somutlaştırma yükü ve 31. maddesi gereğince de hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının yıllık izin kullanıp kullanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Mahkemece, davacının iddiasını somutlaştırma yükü çerçevesinde hizmet süresi boyunca izin kullanıp kullanmadığı ve kendisine izin ücreti bakımından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı konularında beyanının alınması gerekmektedir. Bu itibarla 6100 sayılı kanunun 31. maddesine uygun olarak, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
2- Davacının yıllık ücretli izin alacağını net rakamdan ıslah ederek net miktarı talep etmesi karşısında yıllık izin ücreti alacağının gelir vergisi ve damga vergisinin yanı sıra SGK primi ile işsizlik ödeneği kesintisine tabi olduğu gözetilmeden, salt gelir vergisi ve damga vergisi düşülmek suretiyle belirlenen yıllık izin ücreti alacağına hükmedilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Hüküm altına alınan miktarların net mi, yoksa brüt mü olduğu belirtilmeden hüküm altına alınmasının, infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.