"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 20.10.2011 - 06.03.2014 tarihleri arasında mikser operatörü olarak çalıştığını, işyerinde haftada altı gün 07.00 -19.00 saatleri arasında çalışılmasına rağmen beton dökme işi olduğunda çalışma süresinin 01.00’e kadar uzadığını, bu çalışmalara ait ücretinin ödenmediği ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının şirketin faaliyet alanı gereği zaman zaman fazla çalışma yaptığını, ancak bu çalışmalara ait ücretlerin zamanında ve eksiksiz olarak ödendiğini, bu hususun gerek imzalı ücret bordroları gerekse banka kayıtları ile sabit olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının çalışma süresi ile ilgili uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı davalıya ait işyerinde 20/10/2011 tarihinde çalışmaya başladığını ileri sürmüş olup, Mahkemece davacının beyanı doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dosya kapsamında bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının davalıya ait işyerindeki işe başlama tarihi 21.11.2012 tarihi olup, kurum kayıtlarından davacının bu tarihten önce bir başka işyerinde kayden çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde dosyada mevcut yıllık izin formu ve belirsiz süreli iş sözleşmesinde de çalışma süresinin başlangıcı yönünden farklı tarihlerin yer aldığı görülmektedir. Her ne kadar davacı tanığı....’in davacının çalışma süresine yönelik anlatımı, davacının iddiası ile aynı doğrultuda ise de, özellikle davacının kayden bir başka işyerinde çalışması bulunan dönem yönünden yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan salt tanık beyanına göre sonuca gidilmesi yerinde değildir. Bu itibarla öncelikle davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında başka işyerinde çalışması tespit edilen dönem yönünden tüm işyeri kayıtları getirtilmek ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle, davacının uyuşmazlık konusu dönemde hangi işyerinde çalıştığı, bu işyerleri arasında herhangi bir bağ bulunup bulunmadığı yönlerinden gerekli inceleme yapılmalı, sonucuna göre davacının davalıya ait işyerindeki çalışma süresi belirlenmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davacının haftada on sekiz saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplanan fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına doğrultusunda değerlendirme yapılmış olup, davacının dava dilekçesinde bildirdiği (07.00-19.00 şeklindeki) çalışma saatleri ile bağlı kalınmak suretiyle günde on iki saat çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları davalı işveren ile husumetli olup, salt husumetli tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi isabetli değildir. Bu bakımdan mahkemece davalı tanıklarının beyanlarına göre değerlendirme yapılarak, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasında bir sonuca varılması gerekirken husumetli tanık beyanları dikkate alınarak karar verilmesi yerinde değildir.
Kabule göre de, davalı davalı taraf, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiş olup, itiraz dilekçesi ekinde bir kısım ücret bordroları ile birlikte banka kayıtlarını sunmuştur. Mahkemece bu belgeler konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalıdır. Yapılması gereken iş, davalı tarafından sunulan ücret bordroları ve banka kayıtları birlikte ele alınmak suretiyle yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığını tespit etmektir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi yerinde olmayıp kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/01/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.