"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı firmada 17.06.2010 tarihinden 12.09.2013 tarihine kadar çelik konstrüksiyon montaj sorumlusu olarak çalıştığını, taraflar arasındaki iş akdinin davacı tarafından ... 2.Noterliği'nin 12.09.2013 tarihli 09117 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle 4857 sayılı Kanunun 24. maddesi gereğince feshedildiğini, davacının ağır şartlar altında çalışmasına rağmen fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, dini ve milli bayram ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. Yine hafta tatilinin toplu halde kullandırılması yasa hükmünün konuluş amacına aykırı olduğundan, bu şekilde hafta tatili kullandırıldığının kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece davacı tanık anlatımlarına göre, davacının yılın 3 ayı hafta tatili kullanmadığı kabul edilmiş ise de, davacı dava dilekçesinde "İşe başladığı 17/06/2010 tarihinden Nisan 2012 tarihine kadar haftanın 6 günü (Cumartesi hariç) 12 saat çalışmıştır. Nisan 2012 tarihinden akdin feshi tarihi olan 17/09/2013 tarihine kadar ise haftanın 6 günü (Pazar hariç) günde 8 saat çalışmış" şeklinde çalıştığı gün ve saatleri beyan etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde haftada 6 gün çalıştığını açıklamıştır. Haftada 6 gün çalıştığı davacının kabulünde olmakla, şartları bulunmayan hafta tatili ücreti talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Diğer yandan fazla mesai ücreti bakımından hükme dayanak alınan bilirkişi raporu denetlemeye elverişli değildir. Şöyle ki, hesaplamanın tanık beyanları doğrultusunda yapıldığı belirtilerek, davacının 17.06.2010-01.04.2011 tarihleri arası haftalık mesaisi, ara dinlenme ve ihtiyaç molası düşüldükten sonra 60 saat, haftalık fazla mesaisi 15 saat; 01.04.2011-01.04.2012 tarihleri arası haftalık mesaisinin ara dinlenmeler düşüldükten sonra 63 saat, haftalık fazla mesaisi de 18 saat denilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından davacının hangi saat aralığında, haftada kaç gün çalıştığı ve günlük kaç saat ara dinlenme süresi kullandığı raporda gösterilmeden, genel ifadelerle hesaplama yoluna gidilmiştir. Bu hususlarda denetlemeye elverişli olacak şekilde bilirkişiden ek rapor alınmalı, alınan bu rapor bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir.
4- Dosyaya ibraz edilen bordroların da fazla mesai ile ulusal bayram genel tatil ücretlerinin hesaplanması sırasında değerlendirilmesi, tahakkuk içeren ve imzalı olan bordrolarda ilgili alacak kaleminden ilgili dönemin dışlanması, imza içermeyip ödemenin banka kanalıyla yapıldığının anlaşılması halinde yine ilgili alacak kaleminden ilgili dönem için yapılan ödemenin mahsubunun yapılması gerekmektedir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.