"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde tezgahtar olarak 10.11.2006 - 07.05.2014 tarihleri arasında çalıştığını, ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 27.10.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacağı bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.Somut olayda, davacı ödenmeyen bir kısım ücret ve asgari geçim indirimi alacağı bulunduğunu ileri sürmüş olup, davalı tarafça imzalı ücret bordroları dosyaya ibraz edilmiştir. Davacı asil, 2009/12. ay ve 2010/1. aylara ilişkin ücret bordrolarının kendisine ait olduğunu, diğerlerinin ise kendisine ait olmadığını savunmuş olup; mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu 211/1-a bendi uyarınca, davacı asilin duruşmada alınan imza örnekleri ve dava dilekçesi ekindeki vekaletnamede bulunan imza örneği ile ibraz edilen belegelerdeki imzalar karşılaştırılarak, bahse konu örnek imzaların 2009/12. ay ve 2010/1. aylara ilişkin bordrolardaki imzalar ile büyük oranda benzerlik taşıdığı, bu belgelerdeki imzanın davacıya ait olduğu, ancak diğer belgelerdeki imzaların ise farklı olması nedeniyle davacıya ait olmadığının kabulü ile davacı iddiasını üstünlük tanınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak yapılan incelemede mukayesinin yetersiz olduğu anlaşılmakla, öncelikle mahkemece dosya içerisindeki davacı imzasını içerir ücret bordroları ile diğer belgelerin imza incelemesi yaptırılarak imzaya itiraza dair ön sorun açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre imzanın davacıya ait çıkması durumunda ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının yeniden değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında davacının fazla çalışma süresinin tespiti bakımından da uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacı davalı işyerinde haftanın yedi günü 20.00-10.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürmüş, davalı ise haftalık 45 saati aşan çalışmanın bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işin niteliği ve tanık beyanlarına göre, davacının haftanın yedi günü 20.00-10.00 saatleri arasında çalıştığı, 4 saat ara dinlenme kullandığı, günlük 10 saat çalışmasının bulunduğu kabul edilerek haftalık 17,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir. Tanık beyanları, işin niteliği ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının 20.00-06.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma süresinin buna göre hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.