Logo

23. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, dava konusu borcun aidat alacağına ilişkin olup aidat bedelinin ödenmediğini, borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ve itiraz edildiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 04/01/2013 tarihli istifaname ile üyelikten ayrıldığını, dolayısıyla davacı kooperatifin üyesi olmadığını, geçmişe yönelikte borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının üyelikten ayrıldığı 04/01/2013 tarihinden önce genel kurul kararı gereği davalı üye hakkında 1.100,00 TL aidat borcu tahakkuk ettirildiği, davalının ise bu borca karşılık 200,00 TL ödeme yaptığı, takip tarihi itibariyle 900,00 TL aidat borcunun bulunduğu ve yine BK.'nun 88-120 maddeleri gözetilerek asıl alacak ve gecikme faizi olmak üzere talepte dikkate alınarak takip tarihi itibariyle 141,25 TL gecikme zammı olmak üzere kooperatif üye aidatından kaynaklanan davacı alacağının 1.041,25 TL olduğu alınan rapor ve ek raporla belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmne kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (HUMK) 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle HUMK’na eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2016 yılı için 2.190 TL’dir..

Dava dilekçesinde, toplam 1.195 TL alacak için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmiş olup, mahkemece,davanın kısmen kabulüne dair verilen karar,yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden,davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***