Logo

3. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2019/295 E., 2019/666 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece direnme kararı verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, direnme kararı yerinde görülerek tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; davacılardan ...'ın davalı ... ile 16.12.2003 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, ... Aqua Manors adlı siteden B 24 no.lu villayı 480.725,00 TL bedel ile satın aldığını ve ödemelerin Dolar'a endeksli ödeme planına göre yapıldığını, tapunun 06.06.2008 tarihinde diğer davacı ... adına düzenlendiğini, konut yanında sadece site sakinlerine tahsisli sosyal alanları olan etrafı duvarlarla çevrili alanların tamamı ortak yer olan, her türlü aktiviteyi haiz sosyal donatı alanları bulunan bir projeden yer aldıklarını düşünürken 2012 yılında Ümraniye Belediyesinin sitenin duvarları içinde kalan, mülkiyeti kamu ve belediyeye ait toplam 27.622 m²'lik alanın siteyle hiçbir ilgisinin bulunmadığının ve sitenin belirtilen alan üzerinde "işgalci" olduğunun ve işgale son verilmesi gerektiğinin site yöneticiliğine bildirdiğini, projeye yönelik ilan ve tanıtımlarında, konut sakinleriyle yapmış olduğu sözleşmelerde, tapuya ibraz ettiği yönetim planında 27.622 m²'lik alanın siteye ait olduğuna dair beyan, kabul ve açıklamaları bulunan davalının söz konusu alanın en başından beri siteye ait olmadığını bildiğini ve site sakinlerinden gizlediğini, bu sorunun sitede yer alan konut fiyatlarında yarıya varan oranda düşüşlere sebep olduğunu, Ümraniye Belediye Encümeni tarafından 18.10.2012 tarihli ve 2012/2258 sayılı kararla 01.10.2010-30.09.2012 arası dönem için 340.800,00 TL ecrimisil ödeme mecburiyeti getirildiğini, bu durumun maddi zarara sebep olduğunu ileri sürerek, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde ayıp oranında bedel indirimine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı ... ile davalı şirket arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış ise de davacının bu sözleşmeden doğan haklarını davacı ...’a devrettiğini ve tapuda satışın da bu kişi üzerine gerçekleştiğini, bu nedenle davacı ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın beş yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davaya konu konutun ayıplı olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmede sosyal alanların mülkiyetinin devredileceğine ilişkin herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, sözleşmenin 3 ve 16 ncı maddesinde de bu hususun açıkça gösterildiğini, iddianın aksine alıcıların site ve çevresine ilişkin vaziyet planı ve mülkiyet durumuna ilişkin bilgilendirildiğini, site yönetim planı ve tapu kayıtlarının alenî olduğunu, yönetim planına bakıldığında da sosyal tesislerin bulunduğu 771/7 ve 771/8 nolu parsellerin plan içerisinde yer almadığının anlaşılacağını, yönetim planında kamuya terk edilmiş alanlar olduğundan da bahsedildiğini, dava konusu edilen yerlerin siteyi oluşturan yapı parselleri arasında kalan ve etrafının site parselleriyle çevrildiği bir alan olduğunu, esasında şirketin mülkiyetindeyken yeşil alan olarak site sakinlerince kullanılması için kamuya terk edildiğini, site sakinlerinin herhangi bir sınırlandırma olmaksızın bu alanlardan istifade ettiğini, zarara uğranıldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, temlik sözleşmesinde ve teslim tutanağında şirketin ibra edildiğinin açık olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 30.06.2015 tarihli ve 2013/721 E., 2015/1242 K. sayılı kararıyla; sosyal tesislerin, mülkiyetinin Ümraniye Belediyesine hibe edilen ve kamuya terk edilen alanda yapılmış olması, alıcının satın alma kararını etkilediği gibi, taşınmazın değerinin azalmasına neden olduğu, sosyal tesislerin Ümraniye Belediyesi ve kamuya terk edilen taşınmaz üzerine yapılmış olmasının eksik ifa olduğu ve 4077 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesine göre, eksik ifadan dolayı teslim tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davanın eksik ifaya dayalı olması nedeniyle, ibra beyanının söz konusu durumu kapsamadığı, satıcının eksik ifa nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybından sorumlu olduğu, bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazda meydana gelen değer kaybının 48.072,50 TL olduğunun bildirildiği, davacılar vekili tarafından verilen 28.04.2015 tarihli dilekçe ile talep ıslah edilmiş ise de, ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı ... tarafından 08.05.2005 tarihinde düzenlenen düzenleme şeklinde temlik sözleşmesi ile konut eşi olan davacı ...'a devredildiğinden husumet noktasından adı geçen davacı yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle; davacı ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin 28.072,50 TL istemin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 30.01.2019 tarihli ve 2016/3745 E., 2019/860 K. sayılı ilamıyla; davacının dava dilekçesinde tanımladığı ve davalı tarafından da inşa edildiği anlaşılan mevcut durumun satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp olduğu, davalının bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü satın ve teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği, davacının teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı, kaldı ki 4 üncü madde de konut satışlarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüş olup konutu satın alan davacı, açık ayıp halinde, malı teslim aldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde satıcı veya malike ayıp ihbarında bulunur ise, bu durumda malı teslim aldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde 4077 sayılı Kanun’a dayanarak dava açabileceği, hal böyle olunca, Mahkemece sosyal alanlara ilişkin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin 30.06.2015 tarihli ve 2013/721 E., 2015/1242 K. sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 09.06.2021 tarihli ve 2021/3439 E., 2021/6281K. sayılı ilamıyla; Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 30.01. 2019 tarihli ve 2016/3745 E., 2019/860 K. sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2021/(13)3-597 E., 2022/960 K. sayılı ilamıyla; davacı tüketicinin, kendisine teslim edileceğinin sözleşme ve tanıtım materyalleri ile taahhüt edildiğini iddia ettiği sosyal donatı alanlarının sitenin mülkiyet alanı dışındaki parseller üzerinde inşa edildiğini ileri sürerek açtığı davanın, ihbar koşuluna bağlı olmaksızın on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi eksik ifa iddiası olarak değerlendirilmesi gerektiği, iddianın haklı olup olmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa tazminatın ne şekilde hesaplanması gerektiği hususlarının ise Hukuk Genel Kurulunun incelemesi dışında olduğu, hâl böyle olunca, sosyal donatılara ilişkin taleplerin sözleşmeye aykırılık niteliği taşıdığı ve ayıp ihbarına ilişkin hak düşürücü süreye tabi olmadığı yönündeki direnme gerekçesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair hususlara ilişkin temyiz itirazları ile davacı vekilinin tazminat miktarının tespitine ilişkin itirazları incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş; kararın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla Hukuk Genel Kurulunca 15.11.2022 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

B. Gerekçe ve Sonuç

Dairenin 24.10.2023 tarihli ve 2023/2184 E., 2023/2864 K. sayılı kararıyla; davalının tüm ve davacının sair temyiz itirazları reddedilerek uyuşmazlığa konu davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacının 28.04.2015 tarihli dilekçesinin bedel artırım dilekçesi olduğu, belirsiz alacak davasının sağladığı imkan dahilinde belirlenen alacağın zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığı, zamanaşımı süresinin belirsiz alacak davasının açılması ile alacağın tamamı için kesildiğinden davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğrama riskinin bulunmadığı, bu hâlde davanın ıslahı kurumundan bahsedilemeyeceği ve artırılan miktar yönünden davalının zamanaşımı def’î'ninde dinlenemeyeceği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran

Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davalı vekili; dava konusu edilen vakıanın, herkes için aleni olan tapu kayıtları incelendiğinde dahi kolaylıkla öğrenilebilecek bir husus olduğundan açık ayıp niteliğinde olduğunu, davalının bu ayıbı gizlemek için herhangi bir hileye başvurmadığını, davacıların bu ayıplardan bağımsız bölümü satın aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceklerini, davacıların malın teslimi tarihinden itibaren 30 gün içinde usulüne uygun olarak davalıya ayıp ihbarında bulunmadıklarının sabit olduğunu, Yargıtay kararı ile söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilerek ve zamanaşımı süresi 10 yıl kabul edilerek zamanaşımı def'inin dinlenemeyeceğine yönelik yapılan değerlendirmenin hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.10.2023 tarihli ve 2023/2184 E. 2023/2864 K. sayılı kararının düzeltilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, satış esnasında sunulan katalog, proje ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile değer kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesi.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi.

3. Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).

4. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

3. Değerlendirme

İncelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2021/(13)3-597 E., 2022/960 K. sayılı ilamıyla direnme kararının hukuka uygun bulunduğu ve verilen kararın davacı lehine kazanılmış hak oluşturduğu, taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmenin ilgili hükümlerine ve 4077 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesine göre eksik ifadan dolayı teslim tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığına ilişkin gerekçenin de kesinleşmiş olması nedeniyle tekrar tartışılmasına yer olmadığı, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin tüm karar düzeltme sebeplerinin reddi gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE,

Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına,09.09.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***