"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2035 E., 2022/1897 K.
KARAR : Asıl Davada Kısmen Kabul, Birleşen Davada Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/257 E., 2017/154 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl ve birleşen alacak davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosyada davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkilleri ile davalı arasında 06.07.2000 tarihinde...40. Noterliğinde 10168 yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, satış vaadi sözleşmesi ile müvekkillerinin hissedarı bulundukları İstanbul İli, Şişli ilçesi, Gülbahar mahallesinde bulunan 9182 ada, 8 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini davalıya satmayı vaat ettiğini, davalının satış bedeli olan 1.000.000.000 TL yerine söz konusu taşınmaz üzerine yapacağı binadan çatı katı hariç olmak üzere müvekkillerinin beğeneceği kattaki daireyi anahtar teslimi olarak vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkillerinin tapudaki hisselerini davalıya devretmelerine rağmen davalının söz konusu taşınmazda inşaata başlamadığını, çok yakın bir süre önce de arsayı üçüncü bir kişiye sattığını, üçüncü kişinin de arsada inşaata başladığını, davalının, müvekkillerine vermeyi taahhüt ettiği dairenin değerinin en az 500.000,00 TL olduğunu, davalının taahhüt ettiği daireyi vermeyerek ve de kötü niyetle arsayı üçüncü bir kişiye satmak suretiyle müvekkilerini mağdur ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; davacının diğer hissedarlarla birlikte davalı ile 06.07.2000 tarihinde...40. Noterliğinde 10168 yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre 9182 ada 8 parseldeki hisselerini davalıya satmayı vadettiklerini, bunun karşılığı olarak davalının taşınmaz üzerine yapacağı inşaattan çatı katı hariç diğer dairelerden beğendiklerini vermeyi taahhüt ettiğini ancak davalının edimini yerine getirmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi birlikte davaldan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl ve birleşen davada davacılar vekili 25.08.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile hisseleri oranında müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davada verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere açılan davanın bir belirsiz alacak davası olmasının mümkün olmadığını, zira belirsiz alacak davası açılabilmesi için dava dilekçesinde bunun açıkça belirtilmesi gerektiğini, söz konusu alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte bu yöntemin hukuk usulüne tamamıyla aykırı olduğunu, sözleşmenin akdedilmesinden bu yana 15 sene geçmiş olması nedeniyle davanın reddini talep etiklerini, müvekkilinin 06.07.2000 tarihinde akdetmiş olduğu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince inşa etmesi gereken taşınmazı 2001 yılında yaşanan büyük ekonomik kriz nedeniyle tamamlayamadığını, bunun üzerine davacı tarafın mağdur edilmemesi amacıyla bahse konu taşınmazın rayiç değeri olan 50.000,00 TL'yi davacı tarafa nakten ödediğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak, taşınmazın rayiç bedelini nakten tahsil etmiş olmasına rağmen olayın üzerinden 15 sene geçtikten sonra maddi tazminat adı altında bir bedel talep ettiğini, davacının söz konusu taşınmazın değerinin en az 500.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, ancak sözü geçen taşınmazın değerinin iddia edilen tutarda olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı taraf birleşen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2017 tarihli ve 2015/257 E., 2017/154 K. sayılı kararı ile, ''toplanan delillerden de anlaşılacağı üzere...40. Noterliğinde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle davacıların hissedar olduğu Gülbahar Mah 9182 ada 8 nolu parseldeki hisselerinin karşılığı olarak davalıya satmayı vadettikleri, bunun sonucu davalının davacılara bir daire vermeyi vadettiği ancak bir müddet sonra davalının bu taşınmazı üçüncü bir şahsa sattığı, üçüncü şahıs tarafından buraya on adet bağımsız bölümden oluşan inşaat yapıldığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu, noter sözleşmesi ve davacıların yeminli beyanları göz önüne alındığında resmi şekilde yapılan düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dolayı davalının, davacılara vermeyi taahhüt ettiği daireyi teslim etmemiş olduğunu, bu dairenin dava tarihindeki değerinin yapılan keşif sonucu alınan rapor ile 375.000 TL olarak belirlendiği" gerekçesiyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2018 tarihli ve 2017/2368 E., 2018/1798 K. sayılı kararıyla; ''davalı vekili istinaf dilekçesinde alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş ise de sözleşmeden doğan edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden zaman aşımı yönündeki itirazının yerinde görülmediği, dosyadaki davalı beyanları nazara alındığında davalı tarafın sözleşmeye konu edimi yerine getiremediğini kabul ettiği ve hissenin rayiç bedelini de davacılara ödendiğini iddia etmesi nedeniyle ispat yükünün davalıya geçtiği, miktar itibariyle de davalının iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, dosyada toplanan deliller ışığında davalının ödeme iddiasını usulüne uygun ispatlayamadığının açık olduğu, İlk derece mahkemesinin yemin deliline dayanarak değil davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığından davanın kabulüne karar vermesi gerektiği, bu nedenle de HMK 353 b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve gerekçenin düzeltilmesi gerektiği kanaatine varıldığı'' gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK 353 b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesisine, davacılar tarafından davalı aleyhine İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 2015/257 E. sayılı davası ile bu dosya ile birleşen aynı mahkemenin 2016/216 E. sayılı davaları nedeniyle; 375.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 17.05.2020 tarihli ve 2020/5134 E., 2021/5002 K., sayılı ilamıyla; ''Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporundaki (her katta bir daire olacak şekilde yapılacak binada) bir adet dairenin dava tarihindeki değerinin 375.000 TL olacağı tespiti benimsenerek bu miktar üzerinden kabul kararı verilmiş ise de bahse konu bilirkişi raporunun, bilimsel metodlara göre gerekçelendirilmiş, hüküm kurmaya elverişli bir rapor olmadığı, yine davalı tarafından rapora itiraz edilmiş olmasına rağmen itirazların karşılanmadığı, şu halde, Mahkemece içlerinden en az biri gayrimenkul değerleme uzmanı olacak şekilde emlakçı, inşaat mühendisi ve mimar kişilerden oluşan bir bilirkişi heyetinden, tarafların arasındaki sözleşme şartları ve imar mevzuatı göz önünde bulundurularak davalının davacıların hisselerini devraldıktan sonra makul süre içinde yapabileceği muhitine ve imar mevzuatına uygun, yeterli kalite ve işçilikteki, en karlı kat ve daire sayısına sahip bir binada çatı katı dışındaki bir dairenin dava tarihindeki değeri emsal taşınmazlarla da kıyaslanmak suretiyle tespit edilmesi için bilimsel verilere göre hazırlanmış gerekçeli, taraf ve yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak varsa taraf itirazları da karşılandıktan sonra varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; ''İncelenen dosyada taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu, sözleşmeye konu taşınmazın davacılara teslim edilmediğinin sabit olduğu, yargılama aşamasında sözleşmeye konu taşınmazda asıl ve birleşen davanın davacılarının eşit hisseye sahip olduğu yönündeki beyanları bulunduğu, davalı tarafça alacağın zaman aşımına uğradığını iddia edilmiş ise de; sözleşmeden doğan edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden zaman aşımı yönündeki itirazın yerinde görülmediği, zira eser sözleşmelerinde zamanaşımının teslim veya fesihten itibaren başladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğine yönelik bir iddia bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin yerinde görülmediği, taraflar arasında tespit edilen uyuşmazlık noktaları göz önüne alındığında davalı tarafın sözleşmeden doğan bina inşaasına ilişkin edimini yerine getirmediği gibi sözleşmeden kaynaklı borcunu taşınmazın rayiç değeri olduğunu iddia ettiği, 50.000,00 TL'yi nakten ödediğini belirtmekle ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, ödemeye yönelik iddialarını HMK hükümleri kapsamında davalı tarafın ispatlaması gerektiği, miktar itibariyle de davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, dosyada toplanan deliller ışığında davalının ödeme iddiasını usulüne uygun ispatlayamadığı, Yargıtay bozma ilamına uyularak taşınmaz üzerinde bozma ilamında belirtilen uzman bilirkişiler ile keşfen bilirkişi incelemesi yapıldığı, alınan ek bilirkişi raporunda, mahkemece alınan ve dairece alınan asıl rapordaki farklılar değerlendirilmek suretiyle; Yargıtay bozma ilamında belirtilen kriterler, imar durumu, taraflar arasındaki sözleşme, bağımsız bölümün durumu gözetilerek en karlı kat ve daire sayısına sahip binada çatı katı dışındaki bir dairenin dava tarihindeki değeri emsal taşınmazlarla kıyaslanmak suretiyle tespit edildiği, alternatifli yapılan değerlendirmede de her katta bir daire bulunması halinde daha lehe bir durum olacağı hususlarının dairece benimsenerek sözleşmeye konu daire bedelinin 272.544,00 TL olarak kabul edildiği'' gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/04/2017 tarihli, 2015/257 E., 2017/154 K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden; davacıların davalarının kısmen kabulü ile, 204.408,00 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ... ve ...'e hisseleri oranında verilmesine, bu davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, birleşen dava yönünden; davacının davasının kısmen kabulü ile;
68.136,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, bu davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde asıl ve birleşen dosyada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen dosyada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi ek raporunda yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, 06.06.2022 tarihli ek raporda Bölge Adliye Mahkemesi talebiyle alakasız biçimde taraflar arasındaki sözleşmede davacının tek daireye mi iki daireye mi hak sahibi olacağı yönünde kanaat edilemediğinden bahisle iki daire fiyatı üzerinden ek bir hesaplama yoluna gidildiğini, Yargıtay ilamında açıkça tek daire üzerinden hesaplama yapılması talep edilmişken Bölge Adliye Mahkemesi tamamen kendi inisiyatifi ile tarafların taleple bağlılık ilkesinden şaşarak ek rapor doğrultusunda iki daire fiyatı üzerinden hüküm kurduğunu, davaya konu taşınmazın değerinin TUİK verileri çerçevesinde belirlenmesinin de doğru olmadığını, dosyanın mahiyeti gereği birleşen dava yönünden kesin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa elden ödeme yapıldığını ancak makbuzun çalındığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı tarafından inşa edilerek, davacılara verileceği taahhüt edilen dairenin davacılara teslim edilmemesi, ve davacıların hissedar olduğu taşınmazın üçüncü kişilere satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Taraflar arasında imzalanan sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 18 inci maddesi; ''Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır.'' şeklindedir.
2. ''Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz, bozma sebebidir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durum olup, buna " usuli müktesep hak" denilmektedir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir." (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
3.Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda yer verilen hukuk kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında, birleşen dosya yönünden verilen kararın kesin olduğu belirtilmişse de, asıl ve birleşen dosyada dava sebebi aynı olduğundan, davacıların talep ettiği alacağın tümü itibariyle yapılan incelemede birleşen dava yönünden verilen kararın kesin nitelikte olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyizen incelenen kararda, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamında belirtilen bilirkişilerden bilirkişi heyeti oluşturularak rapor ve ek rapor alınmış olması, taraflar arasında imzalanan...40.Noterliğinin 06.02.2000 tarih ve 10168 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde davacılara, çatı katı hariç olmak üzere beğenilen bir dairenin verileceğinin kararlaştırıldığı, bu beyanın her katta 1 daire olacağı şeklinde anlaşıldığı, mevcutta dava dışı kişi tarafından davacıların öncesinde hissedar olduğu arsa üzerine her katta 2 daire olacak şekilde apartman inşa edildiği, bu nedenle bilirkişi heyetinin en karlı katı 1.kat kabul ederek 5 ve 6 numaralı dairelerin bedellerinin hesaplayarak oluşturduğu ve hükme esas alınan raporun, bozma ilamına uygun, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen dosyada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.