"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma, 6831 sayılı Yasa’ya muhalefet
HÜKÜM : Sanık ... hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılan vekilinin 30/12/2013 havale tarihli dilekçesinde suçta kullanıldığı kabul edilen sanıklardan ...’e ait 55 K 6523 plaka sayılı aracın müsaderesine ilişkin bir karar verilmemesi hususu temyiz nedenleri arasında gösterilmiş ise de; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2013 tarihli ek kararıyla bu hususta karar verildiği, anılan ek karara ilişkin ... müdafi tarafından süresinde temyiz isteminde bulunulduğu ancak Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/07/2014 tarihli ve 2014/6-66 Esas, 2014/365 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın CMK'nın 231/12. maddesi gereğince itiraza tabi olduğu ve temyizinin mümkün bulunmadığı, müsadere kararının ise güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçası olup, hükümle aynı kanun yoluna tabi olduğu, dolayısıyla açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme ilişkin müsadere yönünden kurulan 23/12/2013 tarihli ek karara karşı da ancak itiraz kanun yoluna başvurulabileceği, CMK'nın 264. maddesi hükmü de gözetilerek bu husustaki temyiz dilekçesinin itiraz mahiyetinde kabulü ile mercince değerlendirilip bir karar verilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 14/11/2013 tarihli süre tutum dilekçesiyle hükmü temyiz edeceğini bildiren ancak mahkemenin gerekçeli kararı üzerine yazdığı “kararın gerekçesi nazara alınarak temyiz yoluna müracaat edilmekten vazgeçilmiştir” şeklinde 16/12/2013 tarihli yazısıyla temyizden feragat ettiği anlaşılan (...) sicil no.lu O yer Cumhuriyet savcısı...'ın Dairemizin bu hususa ilişkin 30/01/2018 tarihli tevdi kararı sonrası verdiği 14/03/2018 tarihli dilekçesine göre sanıklardan ... aleyhine yaptığı temyiz isteminden feragat ettiği gözetilerek, incelemenin başvurularının kapsamına göre katılan vekilinin beraat hükümlerine, müdafin sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ve sanık ... müdafin ise vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 6831 sayılı Yasa’ya muhalefet ile sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma ve 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıklara yüklenen görevi kötüye kullanma ve 6831 sayılı Yasa’ya muhalefet suçlarının 5237 sayılı TCK'nın 257/1-2 ile 6831 sayılı Kanun’un 91/1 ve 108/1. maddelerinde öngörülen cezasının üst sınırına göre TCK’nın 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 18/01/2012, 06/02/2012, 15/02/2012 ve 02/05/2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında aynı suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Sanık ...’nun hükümden sonra 12/11/2017 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince bir karar verilmesi lüzumu,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında 12/12/2009 tarihinde ... ve ...’un ... yerine, 15/12/2009 tarihinde de ...’nın hızar atölyesine teslim edildiği iddia edilen kaçak orman emvali dışında kalan diğer isnatlar yönünden mahkemenin eylemlerin sübuta ermediği şeklindeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanıklar hakkında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbirlerine ilişkin mahkeme kararlarının tamamının rüşvet suçundan alındığı, bu tedbirlerin uygulanması sonucunda elde edilen delillere istinaden sanıklar hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla zimmet suçundan kamu davası açıldığı, rüşvet suçu kapsamında CMK'nın 135 ve 140. maddeleri uyarınca başvurulan koruma tedbirleri sonucunda elde edilen delillerin zimmet suçu yönünden kullanılamayacağı, elde edildikleri tarihte yürürlükte bulunan kanunlara uygun olarak tespit edilmeyen kanıtların hukuka uygun delil olduklarından söz edilemeyeceği dikkate alındığında,
Sanıkların savunmalarında 12/12/2009 tarihli olaya ilişkin ... yerine teslim edilen orman emvalinin ...’in, 15/12/2009 tarihli olaya ilişkin hızar atölyesine teslim edilen orman emvalinin ise ...’in ihaleden aldığı orman emvali olduğu ve bu şahıslar tarafından ilgililerine satıldığını bildirdikleri, anılan şahısların ifadeleri ile Hemşinler Orman İşletme Şefliğinin 04/10/2013 tarihli yazısının savunmayı doğruladığı, ayrıca sonradan düzenlendiği iddia edilen nakliye tezkerelerinde ... ve ...’in imzalarının yer aldığı, tezkereleri hazırlayan memurun ... olarak görüldüğü, her ne kadar mahkemenin kabulünde ...’e satılan toplam 100 ster lif-yonga niteliğindeki orman emvalinin 148/738351 seri ve cilt no.lu nakliye tezkeresine bağlandığı, dolayısıyla bu iddia yönünden teslim edilen nakliye tezkeresindeki numara ile örtüşmediği belirtilmiş ise de; gerekçede belirtilen seri ve cilt numarasının nakliye tezkeresi numarası olmayıp bu olay yönünden sonradan düzenlendiği iddia edilen nakliye tezkeresinin de içinde yer aldığı nakliye tezkerelerinin bağlı olduğu döküm listesi numarası olduğu ancak kolluk tarafından yapılan araştırmalar sonucu düzenlenen fezlekede sanıkların gerek yasal olarak kesimi yapılan orman emvalini kaçak şekilde gerekse de yasal kesim yapılan yerlere yakın yerlerden kaçak kesim sonucu elde edilen orman emvalini çeşitli yerlere satarak menfaat temin ettiklerinin bildirilmesi, keza idari soruşturma sonucu düzenlenen 13/01/2011 tarihli raporda bir kısım bölmelerden kaçak kesim yapıldığının tespit edilmesi karşısında, öncelikle idareye müzekkere yazılarak ... ve ...’e suç tarihleri itibarıyla ihale ile satışı yapılan toplam orman emvali ve niteliğinin, bunlara ilişkin düzenlenen nakliye tezkerelerinin, depoya alınmış ise depo kayıtlarına ilişkin belgelerin aslı veya onaylı suretlerinin temininden, isnada konu sonradan düzenlendiği iddia edilen nakliye tezkereleri üzerindeki imza ve yazı örneklerinin adı geçenler ile bu olaya ilişkin hakkında isnatta bulunulan diğer sanıklardan ..., ... ve ... eli ürünü olup olmadığının, idare tarafından satışı yapılan ve/veya depoya alınan iddiaya konu orman emvali ile aynı nitelikteki orman emvallerinde varsa noksanlığın tespitinden sonra mevcut delillere göre gerek duyulması halinde idari soruşturmada usulsüz kesim yapıldığı belirtilen yerlerden elde edilen emval niteliği ile isnada konu orman emvalinin niteliğini karşılaştıran bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hukuka aykırı nitelikteki tape kayıtları ve fiziki takip tutanakları dışlanıp dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre suçun sübut ve niteliği ile sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
İddianame ile iddianame yerine geçen görevsizlik kararında sevk maddeleri arasında TCK’nın 53/5. maddesine yer verilmemesi ve anılan maddenin uygulanması sanık aleyhine olduğu halde, sanığa bu hususta ek savunma hakkı verilmeden ayrıca yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Yasa'nın 53/5. maddesi gereğince "cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına" karar verilmesi yerine, "memuriyet görevinden yasaklanmasına" şeklinde sınırlı uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafi ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, mahkumiyet hükmü yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 23/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.