"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/280 Esas, 2016/82 Karar
SUÇLAR : Zincirleme nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği
HÜKÜMLER : Atılı suçlardan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.05.2013 tarihli ve 2011/180982 Soruşturma, 2013/29858 Esas, 2013/1951 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ile 204 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2013/280 Esas, 2016/82 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın eksik inceleme ile verildiğine, atılı suçların sübuta ermediğine, dosya arasında bulunan idari tahkikat raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğuna, sahtecilik suçundan usulüne uygun açılmış kamu davası bulunmadığına, sahtecilik suçunun hangi belgelerle işlendiğinin karar yerinde tartışılmadığına ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Milli Saraylar Daire Başkanlığı Dolmabahçe Sarayında gişe muhasebe memuru olarak görev yapan sanığın, müzeye giriş biletlerini iptal edilmiş gibi göstererek ve resmi belgede sahtecilik yaparak toplam 64.963 TL parayı zimmetine geçirdiği, böylece nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını zincirleme şekilde işlediği iddialarıyla kamu davası açıldığı ve atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçu yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın müzeye giriş biletlerini iptal edilmiş gibi göstererek bu miktarları mal edinmesi şeklindeki eylemlerinde zimmet ve miktarının kurum içi yapılan inceleme sonucu belirlenmesi karşısında, parayı mal edinme şeklinin kaba hile niteliğinde olması ve basit bir incelemeyle ortaya çıkması nedeniyle eylemlerinin zincirleme şekilde basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
Kamu görevlisi olan sanık hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu ile ilgili olarak yetkili merciden soruşturma izni alınması gerektiği nazara alınıp durma kararı verilerek soruşturma izni istenilmesi ve sonucu beklendikten sonra hukuki durumunun yeniden takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği cihetle; iddianamede hangi eylemlerin sahtecilik olarak vasıflandırıldığı belirtilmeden sadece 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinin sevk maddeleri olarak gösterildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı hususu da nazara alınmadan sahtecilik suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232-250 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle sanıklar tarafından düzenlendiği belirtilen sahte belgelerin asıllarının huzurda incelenmesi, gerekirse sahteliği ve iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Yüklenen zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında, sadece 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde karar verilmesi,
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2013/280 Esas, 2016/82 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.10.2023 tarihinde karar verildi.