Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/441 Esas, 2016/294 Karar

SUÇLAR : Rüşvet alma (sanıklar ... ve ... hakkında), rüşvet verme (sanık ... hakkında)

HÜKÜMLER : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/441 Esas, 2016/294 sayılı Kararının katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanık ...'e isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca O yer Cumhuriyet savcısının tüm sanıklar hakkındaki tüm hükümleri, katılan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu vekilinin ise sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.08.2015 tarihli ve 2013/60052 Soruşturma, 2015/16387 Esas, 2015/1241 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, ... hakkında ise rüşvet verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi talepleriyle kamu davaları açılmıştır.

2.Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/441 Esas, 2016/294 sayılı Kararı ile yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri

Adli emanette bulunan ses kayıtlarının duruşmada sanıklara dinletilmesi, seslerin kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kabul etmezler ise ses incelemesi yaptırılması, konuşmaların sanıklara açıklattırılmasından sonra sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen kararların usûl ve yasaya aykırı olduğu sebepleriyle tüm sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyiz etmiştir.

B. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri

Dosyadaki delillere göre sanıkların beraatlerine hükmedilmesinin hatalı olduğu, iletişimin tespitine dair tutanak içeriklerinin mahkemece dikkate alınmadığı ve bu hususun gerekçede tartışılmadığı, kararların usûl ve yasaya aykırı olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle tüm sanıklar hakkındaki tüm hükümleri temyiz etmiştir.

III. GEREKÇE

1.Sanıklar arasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında somut bir delilin bulunmadığı da nazara alındığında, suç tarihinde kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ...'un eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki suçu, kamu görevlisi olmayan sanık ...'ün eylemlerinin ise bu suça azmettirme suçunu oluşturacağı, bahse konu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına nazaran aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ... bakımından 25.11.2015 tarihli, sanıklar ... ve ... yönünden ise 02.12.2015 tarihli sorgular olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/441 Esas, 2016/294 sayılı Kararı ile tüm sanıklar hakkındaki tüm hükümlere yönelik O yer Cumhuriyet savcısının, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükümlere yönelik ise katılan vekilinin temyiz istekleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.12.2023 tarihinde karar verildi.

***