Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/578 Esas, 2016/470 Karar

SUÇ : Nüfuz ticareti

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2015 tarihli ve 2015/4735 Soruşturma, 2015/2067 Esas, 2015/1871 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 255 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/578 Esas, 2016/470 sayılı Kararı ile sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 255 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyiz sebeplerinin yerinde olmadığından bahisle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz dilekçesi, cezaevinde olması sebebiyle savunmasını yapamadığına, borç aldığı paranın tamamını ödediğine, suçsuz olduğuna ve resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın memur olduğunu ve 5.000,00 TL vermesi halinde mağduru da işe aldırabileceğini söyleyerek mağdurdan para aldığı iddia ve kabul edilerek nüfuz ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Hükmün tefhim edildiği 17.05.2016 tarihinde ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmadığı anlaşılan sanık hazır edilmeden yokluğunda mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 6352 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 255 inci maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun bağlı hareketli bir suç tipini oluşturduğu, bu suçta hareket öğesi sınırlandırıldığından, dolandırıcılık suçuna nazaran özel hüküm niteliğinde bulunduğu, nüfuz ticareti suçunun oluşabilmesi için gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olması, işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması ve işi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçunda ise işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının gerekmediği, somut olayda sanığın kamu görevlileri üzerinde nüfuzunun bulunmadığı, buna göre eyleminin nüfuz ticareti suçuna uymadığı, basit dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6763 sayılı Kanun) 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,

Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa'nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya devam edilmemesi durumunda hapis cezasının aynen infazına karar verileceğine hükmolunması,

Hukuka aykırı görülmüştür

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/578 Esas, 2016/470 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.

***