"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/138 Esas, 2016/69 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan mahkûmiyet, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, hüküm fıkrasında temyiz süresinin kararın tebliği tarihinden itibaren başlayacağının bildirilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı anlaşıldığından 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca tüm temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2015 tarihli ve 2015/5817 Soruşturma, 2015/2446 Esas, 2015/220 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince de mahsup hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Temyiz incelemesine konu karar ile rüşvet alma suçundan mahkumiyet, rüşvet verme suçundan ise etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın savunmasının aksinin sabit olmadığına, ...'ın muhasebecisi ile aralarında geçen görüşmeye ilişkin beyanına göre ticari faaliyetini sürdürmesine engel bir durum olmamasına rağmen sanığa para ödemesini gerektirir neden bulunmadığına, keza yoklama memuru olan sanığın iş yerinden talep gelmedikçe yoklama tutanağı düzenlemesine yasal olanak bulunmadığı gibi ceza kesme yetkisinin de olmadığına, sanığın görevi dikkate alındığında iş sahiplerinin her zaman bu yönlü şikayetlerinin olabileceğine, bu haliyle sanığın atılı suçtan beraati yerine ...'ın soyut ve çelişkili beyanına dayanılarak mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere,
2. Katılan vekilinin temyizi; sanık ...'nın rüşvet verme suçunu işlediği sabit olmasına rağmen delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek sanığın resmi makamları rüşvet suçunun öğrenilmesinden önce haberdar ettiğinden bahisle etkin pişmanlık gösterdiğinin kabul edilip hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere,
3. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği ise; dosya kapsamında sanık ...'in rüşvet aldığı yönünde sanık ...'ın soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek her iki sanığın da atılı suçlardan beraati yerine mütalaaya aykırı olarak ...'in mahkumiyetine, ... hakkında da ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğuna,
İlişkin olup mahkumiyet hükmü yönünden aleyhe temyiz bulunmadığı anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Saray Malmüdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni kadrosunda çalışan ve vergi konusunda iş yerlerini kontrol etme yetkisi bulunan sanık ...'in 2012 yılının Ekim ayında sanık ...'a ait iş yerine giderek burada şahsa "Sen nasıl burada bu şekilde iş yeri çalıştırırsın, buranın yoklaması yapılmamış, sen bu dükkanı açamazsın, bunun cezası çok büyüktür" dediği, ...'ın da "Böyle birşey varsa dükkanımı kapatıp gideyim" diye cevap vermesi üzerine ...'in "Bir saat sonra tekrar geleceğim, bakacağız, halledeceğiz" diyerek iş yerinden ayrıldığı, daha sonra tekrar iş yerine gelerek "Sen oradan bana bir depo benzin parası ver, ben işimi yapayım" dediği, ...'ın da telaş ve korku ile ...'e 150-200 TL verdiği iddiasıyla sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; Saray Malmüdürlüğünde yoklama memuru olarak çalışan sanık ...'in sorumluluk alanında faaliyet gösteren iş yerlerinin usulüne uygun faaliyette bulunup bulunmadıklarını tespit ederek yoklamalarını yapmakla görevli olduğu, bu kapsamda 2012 yılı Ekim ayında sanık ...'ın iş yerini denetime gittiğinde henüz resmi işlemlerini tamamlamadığını ancak buna rağmen iş yerinin faaliyette olduğunu belirlediği, bu hususu belirtir yoklama fişi düzenlemek yerine ...'dan bir miktar para alarak yapması gereken bir işi yapmamak için menfaat temin etmek suretiyle rüşvet alma suçunu işlediği, ...'ın da rüşvet verme suçunu işlediği sabit olmakla birlikte olay resmi makamlar tarafından öğrenilmeden etkin pişmanlık göstererek 28.11.2012 tarihinde suçunu resmi makamlara bildirmiş olduğundan hakkında 5237 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği kabulüyle sanık ...'e ilişkin rüşvet alma suçundan mahkumiyetine, sanık ...'a ilişkin ise rüşvet verme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Her ne kadar sanık ... hakkında suç tarihinde ...'ın fiilen işlettiği tekel bayiine görevi kapsamında denetime gidip henüz resmi işlemlerini tamamlamadığını belirlediği ve iş yerinin fiilen faaliyette olduğunu tespit ettiği halde vergi mükellefiyeti açısından önem arz eden yoklama fişini temin ettiği menfaat karşılığı düzenlemediğinin kabulüyle rüşvet alma suçundan mahkumiyetine, sanık ... hakkında ise olay resmi makamlar tarafından öğrenilmeden önce etkin pişmanlık göstererek suçunu bildirdiğinden bahisle rüşvet verme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılabilmesi, suç vasfının belirlenebilmesi ve mükerrer dava olup olmadığının tespiti açısından mahkeme dosyası içerisinde yer alan kolluk fezlekesi ve eklerinin sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen şikayetçi ...'dan rüşvet aldığı şeklindeki temyiz dışı iddiaya yönelik olduğu ve kolluk evrakı içinde sadece ...'ın 28.11.2012 tarihli bilgi sahibi sıfatıyla alınan ifadesinin bulunduğu, dosyada ...'in şikayeti sonrası yapılan suçüstü üzerine ...'ın değinilen ifadesinin soruşturma işlemlerine nasıl ve neden dahil edildiğine, bu ifade kapsamında daha önce ne gibi bir işlem yapıldığına ilişkin bilgi ve belge de olmadığı gözetilerek öncelikle ilgili kolluk birimine ve savcılığa müzekkere yazılıp belirtilen hususun araştırılmasından, sonrasında ...'ın sorgusunda belirttiği muhasebecisinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitiyle savunma doğrultusunda tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasından, devamında kovuşturma aşamasında Malmüdürlüğünden temin edilen cevabi yazı ve ekindeki belgeler de eklenip ... Vergi Dairesi Başkanlığına yazı yazılarak varsa ...'a ait her türlü yoklama fişi, denetim evrakı, ceza tutanağı gibi sair belgelerin temin edilmesinden sonra, mükerrer dava olup olmadığının ya da aynı fiil yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilip verilmediğinin belirlenip buna göre eylemin sübutunun ve suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/138 Esas, 2016/69 sayılı Kararına yönelik sanık ... müdafii, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, mahkumiyet hükmü yönünden kazanılmış hak saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.