Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/446 Esas, 2016/163 Karar

SUÇ : Rüşvet alma

HÜKÜM : Rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2015 tarihli ve 2015/104783 Soruşturma, 2015/40101 Esas, 2015/2559 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/446 Esas, 2016/163 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sanığın görevinin evrak hazırlamak olduğuna, ödemeyi hızlandırmak gibi bir yetkisinin olmadığına, eyleminin görevi kötüye kullanma kapsamında kaldığına, temel cezadan uzaklaşılması gerekçesinin eylemi ile bağlantılı olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde İzmir Jandarma Tedarik Merkezi Komutanlığında hesap sorumlusu olan sanığın sivil memur olarak görevinin; ihalesi yapılan ve muayeneden geçen taşınır malların bedellerinin ödenmesi aşamasında ilk evrakı hazırlayıp sayman olarak görev yapan üstlerinin bu taslağı inceledikten sonra Maliye Şube Müdürlüğünce ilgilisine ödeme yapılmasını sağlamak olduğu, sanığın, katılan ...'ten 2014 yılında yapılan ihale sonucunda ihale bedelinin ödenmesinin hızlandırılması karşılığında kendisine ait faturaların ödenmesini istediği, şirket yetkilisi ...'in sanığın bu talebini yerine getirdiği, 2015 yılı ihalesine ilişkin olarak da ihale bedelinin ödenmesinin hızlandırılması için yine telefon faturasını ödemesini istediği, daha sonra vazgeçerek hesabına 400-500 TL yatırmasını talep ettiği, ardından hesap numarasını 26.11.2015 tarihinde ...'nin cep telefonuna göndererek 500 TL yatırmasını istediği, bu sırada savcılığa ve jandarmadaki amirlerine haber verildiği, Cumhuriyet savcılığının talimatı ile ...'nin sanığın hesabına 500 TL para yatırdığı tespit edilen dava konusu somut olayda sanık hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği cihetle, iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadan, şikayetçi ve şüphelinin ifadesine yer verilerek yazılan sevk maddeleri gereğince yargılama yapılması talep edilerek 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının sevk maddesi olarak gösterildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı hususu nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/446 Esas, 2016/163 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden

diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.10.2023 tarihinde karar verildi.

***