Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/244 Esas, 2016/159 Karar

SUÇ : Basit zimmet

HÜKÜM : Zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafii ile katılanlar vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2015 tarihli ve 2015/53888 Soruşturma, 2015/14775 Esas ve 2015/913 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında basit zimmet suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.

2. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2015/120 Esas, 2015/87 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.

3. Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde temyize konu 31.05.2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/159 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme basit zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247 nci, 43 üncü ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları gereği hak yoksunluklarına, 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince hapis cezasının ertelenmesine hükmolunmuştur.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ

1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın suç kastıyla hareket etmediği, zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, katılanların şikayet etme hakları olmadığından düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verildiği hususlarına yöneliktir.

2. Katılanlar vekili, hükmü gerekçesiz şekilde temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı site yöneticiliği vekili sıfatıyla Ankara Batı 7. İcra Müdürlüğünün 2013/514 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında 06.01.2014 tarihli, 223 numaralı reddiyat makbuzu ile icra dosyasından 14.419,48 TL, yine dosya borçlusundan 25.03.2014 tarihinde haricen 12.800 TL olmak üzere toplam 27.219,48 TL tahsil ettiği halde, vekillikten azledildikten sonra gecikmeli olarak 14.05.2014 tarihinde 18.900 TL olarak gönderip, bakiye kısmı uhdesinde tuttuğundan bahisle hakkında basit zimmet suçundan açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla işlediği kabulüyle zincirleme basit zimmet suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılanlar arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılanlar tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/159 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.10.2023 tarihinde karar verildi.

***