"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/30 Esas, 2016/282 Karar
SUÇLAR : Nitelikli zimmet (bir kez), zincirleme nitelikli zimmet (üç kez), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (bir kez), kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği (üç kez)
HÜKÜMLER : Zincirleme nitelikli zimmet ve resmi belgede zincirleme sahtecilik suçlarından mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin tüm hükümleri, katılan Hazine vekilinin sanık hakkındaki zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, katılan Hazine vekilinin temyiz isteminin vekalet ücretine hasren olduğu, aleyhe temyiz iradesinin bulunmadığı, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2016 tarihli ve 2015/81019 Soruşturma, 2016/499 Esas, 2016/22 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli ve zincirleme nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları (bir kez), 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü maddesi (üç kez); 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası (bir kez) ve 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 43 üncü maddesi (üç kez) uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/30 Esas, 2016/282 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluğuna, resmi belgede zincirleme sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan Hazine vekilinin temyiz sebebi, Hazine lehine takdir edilen dilekçe yazım ücretinin usul ve yasaya aykırı olup Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği lehlerine maktu vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafii 10.06.2016 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünde dava takip işlerini ve mutemetlik işlemlerini yürüten ve şef kadrosunda bulunan sanığın, 2012 ilâ 2015 yılları arasında, avans alım ve kapatma işlemlerinde usulsüz yaptığı, sahte tahsilat makbuzları oluşturduğu, dava masrafı olarak kullanılmak üzere kendisine verilen avanslardan bir kısmının kapatılarak muhasebeleştirilmesi aşamasında, 74 adet belge ile ilgili yaptığı harcamaları gerçek harcama miktarlarına aykırı olarak düzenlemek ve harcamaları yüksek göstermek suretiyle kurum adına yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterdiği kurum hesabında kalması gereken toplam 58.947 TL'yi zimmetine geçirdiği, bu şekilde zincirleme nitelikli zimmet ve resmi belgede zincirleme sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
5271 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 158 inci maddesinin birinci fıkrası ve 160 ıncı maddesi ile Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 17.10.2006 tarihli ve 2006/5-165-213 sayılı Kararına göre soruşturmanın, "Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi" ifade ettiği, Cumhuriyet başsavcılığınca 05.06.2015 tarihinde havale edilen suç duyurusu üzerine soruşturmanın başladığı ve 05.01.2016 tarihli iddianameyle hakkında kamu davası açılan sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen parayı adli soruşturma başladıktan sonra ancak; kovuşturma başlamadan önce 15.09.2015 tarihinde ödediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, soruşturma başlamadan önce ödemeye dair 248 inci maddesinin birinci cümlesine göre 2/3 oranında indirim yapılarak sanık hakkında eksik ceza tayini ile yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine, vekil duruşmalara katılmamış olsa dahi tarifede belirlenen maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sadece dilekçe yazım ücretinin karar altına alınması,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık hakkında resmi belgede zincirleme sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde ise;
Kamu görevlisi olan sanık hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca isnat edilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu ile ilgili olarak yetkili merciden soruşturma izni alınması gerektiği nazara alınıp durma kararı verilerek soruşturma izni istenilmesi ve sonucu beklendikten sonra hukuki durumunun yeniden takdir ve tayini gerekirken, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde uygulama yapılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/30 Esas, 2016/282 sayılı Kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinin "...3.600 TL vekalet ücretinin," ibaresinden sonraki kısmının “Katılan Hazine kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.600 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan tahsili ile katılanlara verilmesine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/30 Esas, 2016/282 sayılı Kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.11.2023 tarihinde karar verildi.