Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/11 Esas, 2021/132 Karar

SUÇ : İkna suretiyle irtikap, görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşürülme

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma" hali olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı ve muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının bu suç yönünden kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, öte yandan 24.10.2013 tarihli kararın 29.02.2016 tarihinde tebliği üzerine davadan haberdar olduğu anlaşılan Hazinenin vekili ya da temsilcisi marifetiyle davaya katılma ve sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinde bulunmadığından bozma ilamı sonrası verilen hükümleri temyiz hakkının da olmadığı anlaşılmakla, Hazine vekilinin her iki suçtan, Bakanlık vekilinin ise görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Bakanlık vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının ikna suretiyle irtikap suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazları ile sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Suçun işlendiği tarihte İstanbul Bölge Trafik Şube Müdürlüğünde 6047 kod numaralı motorize ekipte görevli polis memuru olan sanığın, mağdur ...'nın kullandığı mobilya yüklü .... plaka sayılı aracı trafik kontrolü amacıyla durdurduğu, araç içerisinde bulunan mağduru ve şirket çalışanı 2 arkadaşını tonaj kontrolü yapmak amacıyla özel bir firmaya ait tartı istasyonuna davet ettiği, aracın tartım işlemi yapıldıktan sonra sanığın mağdurun yanına giderek tonajın aşıldığını, bunun 6.000,00 TL cezasının olduğunu söylediği, mağdurun da sanığa daha düşük ceza yazamaz mısınız diye sorduğu, sanığın bu cezada benim 400,00-470,00 TL civarında primim var, Devlet bana bunu veriyor dediği, mağdurun sanığa gereken neyse yapacağını, bu parayı verebileceğini söyleyerek sanığın yanından ayrıldığı ve patronunu arayarak durumu anlatıp para istediği, telefon görüşmesinden sonra sanığın mağdurun yanına gelerek ne yaptın diye sorduğu, mağdurun araç çıktı geliyor demesi üzerine sanığın ben sizi bekleyemem dediği ve mağdura cep telefonu numarasını vererek araç ruhsatı, ehliyet ve kantar fişini alarak mağdurun yanından ayrıldığı, yaşananlara mağdurun yanında bulunan şirket çalışanları ... ve ... isimli şahısların da şahit olduğu, mağdurun tekrar patronu ile görüşmesi üzerine mağaza sorumlusu Adem Kökten'in konuyu İstanbul Valiliğine intikal ettirmesi sonrası yapılan tahkikatta, tartımı yapılan ... plaka sayılı aracın tartımın yapıldığı firmada kantarın yanında park halinde olduğunun, aracın içerisinde ise mağdur ve yanındaki şahısların beklediğinin görüldüğü, mağdura niçin bekledikleri sorulduğunda mağdurun olayı görevli polis memuruna anlattığı, daha sonra sanık ile yapılan görüşmede sanık polis memurunun şahıslara tonaj aşımından değil emniyet kemeri takmamaktan ceza yazacağını, şahısların aracı kantarın dışına alırken bir anda kaybolduklarını, bu nedenle ehliyet ve ruhsatlarının kendisinde kaldığını, kantar fişini de yırttığını belirtiği, olay tarihinde yaptığı tüm işlemler kontrol edilen sanığın mağdurun kullandığı araç dışında ..., ...,... plaka sayılı araçlara da tonaj fazlalığı nedeniyle idari para cezası uygulaması gerekirken emniyet kemeri takmamak kabahatinden idari para cezası uyguladığının tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan Bakanlık vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***