"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/812 Esas, 2016/314 Karar
SUÇLAR : Tefecilik, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na (5464 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet (zincirleme tefecilik suçundan tüm sanıklar hakkında), beraat (5464 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan tüm sanıklar hakkında)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/812 Esas, 2016/314 sayılı Kararının şikayetçi vekili ile sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının tefecilik suçunun mağduru olduğu ve kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma talebinde bulunduğu ancak katılma isteği hususunda mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince katılma isteminin tefecilik suçuyla sınırlı olarak kabulü ile kamu davasına katılmasına karar verilmesi gerektiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı Kararı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrasına göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma ile aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini vekalet ücretine yönelik, sanıklar müdafiinin ise sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.11.2015 tarihli ve 2015/45185 Esas, 2013/165472 Soruşturma, 2015/38975 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları ile 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi, zincirleme olarak 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 5464 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları ile 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B.Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/812 Esas, 2016/314 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1'er ay hapis ve 312 gün karşılığı 6.240,00'ar Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Şikayetçi Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı vekilinin temyiz istemi; 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümleri yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğinden kararın bozulması gerektiğine,
B.Sanıklar müdafiinin temyiz istemi; sanıklardan ...'ın iş yerinde sigortalı olarak çalıştığına, diğer sanıklar ... ve ...'un altın ticareti yaptıklarına, sanıkların kredi kartı ile altın satışı yaptıklarının tanık beyanları ile doğrulandığına, bir kısım tanıkların kollukta psikolojik baskı nedeniyle sanıkları suçlayıcı beyanda bulunduklarına, tanıkların baskı ile ifade verdikleri ve yargılama aşamasında da değiştirmeye çekindiklerine, bazı tanıkların hangi sanığın işlem yaptığını bilmediklerini beyan ettiklerine, iş yerinde kıymetli evrak muhafazası için yeterli donanım olmadığından kredi kartlarının araç içinde bırakıldığına, suçun maddi unsurunun oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
... İletişim adlı iş yerinin sanıklardan ...'e ait olduğu, ... ve ...'nın ise fiilen kâr ortağı oldukları, sanıkların, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e ait kredi kartlarını Point Of Sale (POS) cihazı aracılığıyla gerçek mal/hizmet karşılığı olmadan komisyon geliri elde etmek amacıyla kullandıkları ve tefecilik faaliyetinden toplam 1.022,25 TL turarında komisyon geliri elde ettikleri kabul edilerek tefecilik suçundan mahkumiyetlerine,5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle bu suçtan beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıkların, iş yerinde herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde, alışveriş yapılmış gibi kendilerine para ihtiyacı nedeniyle başvuran şahısların hamili oldukları kredi kartları ile POS cihazı aracılığıyla işlem yapıp, gerçek olmayan bu alışveriş tutarlarından belli bir komisyon kesintisi yaparak geriye kalan kısmı nakit olarak ödeme biçiminde gerçekleştirdikleri eylemlerinin, bankaya komisyon ödememeleri veya kredi kartı sahiplerinden aldıkları komisyon miktarından az ödemeleri halinde, kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verme niteliğinde olacağı, keza kredi kartından çekim yapılan ve mahkemece tanık olarak dinlenen kişilerin yüzde bir ilâ üç arasında değişen komisyon ödediklerini beyan etmiş olmaları gözetilerek, öncelikle iş yerinde kullanıldığı tespit edilen POS cihazlarına ilişkin suç tarihlerini kapsayacak şekilde hesap dökümlerinin getirtilmesi, suç tarihlerine göre POS cihazlarından yapılan alışverişler karşılığında bankaya komisyon ödenip ödenmediği, ödenmiş ise miktarlarının sorulmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karara varılması gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının tefecilik suçundan açılan kamu davasına KATILMASINA,
B.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı vekilinin 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/812 Esas, 2016/314 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden tefecilik suçundan kurulan hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak üzere 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.