Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2012/447 Esas, 2014/317 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : ...

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, karar verilmesine yer olmadığına

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında, katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın 7417 sayılı Yasa'nın 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde anılan suç bakımından müdahil sıfatını kazandığına ancak Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün kamu görevlisi olmadıkları ve haklarında rüşvet verme suçundan kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, adı geçen sanıklar hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma hakkı olmadığı anlaşılmakla, vekilinin adı geçen sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin, keza Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2011 tarihli ve 2009/300 Esas, 2011/83 sayılı Kararıyla rüşvet verme suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında beraat, diğer sanıklar haklarında atılı suçlardan mahkumiyet kararları verildiği, beraat kararlarının temyiz edilmediği için kesinleştiği, mahkumiyet hükümlerinin ise sanıklar ve müdafiilerinin temyizleri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa'nın 77 ilâ 94. maddeleri gereğince uyarlama yapılmak üzere dava dosyasının mahkemesine iade edilmesini müteakip yeniden yapılan yargılama sonunda sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde belirtilen temyiz edilebilir hüküm niteliği taşımadığı anlaşıldığından, katılan Hazine vekilinin bu sanıklar hakkında verilen anılan kararlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine, katılan ... vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerine, sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin ise müvekkilleri sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında rüşvet alma rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Anayasa'nın 38/2. maddesi hükmü gereğince kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un 217/2. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, 206/2-a maddesi gereğince ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunacağı, 230/1-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği cihetle, dosya kapsamına göre; sanık ...'ın sanıklar ... ve ...'ın aracına binerek aralarında geçen konuşmalara ilişkin aldığı ses kaydının "sanıklar Berat ve Murat tarafından belirtilen görüşmenin yalanlanmadığı konuşmanın başka bir hususa ilişkin olduğu yönündeki savunmaları ile sanık ...'in olaya ve oluşa uygun olduğu değerlendirilen beyanları ve bu beyanları destekleyen dosya içerisindeki diğer bilgi ve belgeler ile suça konu kaydın dosyanın tek delili olmadığı" gerekçesiyle sanıkların savunmalarına dayanarak ses kaydı delilini karara dayanak kabul ettiği anlaşılmış olup, söz konusu ses kaydının yasak delil niteliğinde olduğu nazara alınıp, hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanarak dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilmesi ile sonucuna göre sanıkların rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Olay tarihinde sanık ... ile aynı birimde polis memuru olarak görev yapan sanık ...'in soruşturmacı tarafından alınan savunmasında, sanık ...'ın sanık ... ve abisi ile samimi olduğundan ceza kesmek istemediğini bildirmesi yönündeki savunması nazara alındığında; Dairemizce de benimsenen YCGK'nın 20.10.2009 tarihli ve 2009/1-85 Esas, 2009/242 sayılı Kararında da vurgulandığı gibi aralarında menfaat çatışması bulunduğu anlaşılan sanıklar ... ve ...'ın savunmalarının, ayrı müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerektiği gözetilmeksizin aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 38 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 152. maddelerine aykırı davranılması,

24.05.2009 tarihinde meydana gelen bombalı saldırıya ilişkin başlayan soruşturma kapsamında rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden, anlatımı ile rüşvet suçunun ortaya çıkmasını sağlayan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 254/2. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddeleri uyarınca BOZULMASINA 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***