"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/514 Esas, 2020/778 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince zincirleme basit zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 sayılı Kararında; kesin nitelikteki hükümlerin, suç vasfına yönelik aleyhe temyiz yasa yoluna başvurulması halinde temyiz incelemesine konu olabilecekleri kabul edildiğinden ve katılanlar vekilerinin hükmü "suç vasfına" ilişkin, eylemin zimmet suçunu oluşturabileceğinden bahisle aleyhe temyiz ettiği anlaşılmakla, kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1)Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/326 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme şekilde basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1, 249, 248/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.
2)Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2018/514 Esas, 2020/778 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince zimmet suçundan verilen hükmün kaldırılarak, sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile 5237 sayılı Kanun'un 257/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1 ve 53/5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın üyelerden aidat olarak tahsil ettiği paraları kayıtlara işletmemesinin unutmasından kaynaklı olduğuna, daha sonra üyelere paraların bankaya yatırılması konusunda bilgi verdiğine, paraların zimmetine geçirme kastının bulunmadığına, bu nedenlerle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan da beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan bakanlık vekilinin temyiz istemi; dosya kapsamındaki delillere göre sanığın eyleminin zimmet suçunu oluşturduğuna, ilk derece mahkemesinde lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine ve sair hususlara dairdir.
Katılan S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında zimmet suçundan ceza verilmesi gerekirken ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kararın bozulması talebine yöneliktir.
III. GEREKÇE
1.Suç tarihinde S.S. .... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan sanığın, kooperatif üyelerinden para makbuzu karşılığında aldığı toplam 700 TL'nin muhasebe kayıtlarına işlenmediği iddiasıyla açılan davada; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesindeki gibi tahsil edilen paraların yöntemine uygun şekilde kooperatif kayıtlarına işlenmesi gerekirken denetim imkanını ortadan kaldırarak kooperatifin zararına ve üyelerin mağduriyetine neden olması şeklindeki eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile; sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Dosya kapsamına göre, şikayet tarihi olan 08.10.2010 tarihinin suç tarihi olduğu, bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.