Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/2037 Esas, 2020/843 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜM : 1)İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2017/220 Esas, 2019/261 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet,

2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2019/2037 Esas, 2020/843 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak, sanıklar hakkında atılı suçtan beraat.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2037 Esas, 2020/843 sayılı Kararının, katılan Hazine ile şikayetçi ... vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara isnat edilen suçun niteliği itibarıyla doğrudan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan, bu nedenle de 08.05.2019 tarihli oturumda katılan sıfatı kaldırılan ...'in kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2017 tarihli ve 2014/141309 Soruşturma, 2017/15175 Esas, 2017/11145 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2017/220 Esas, 2019/261 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 2'şer yıl hapis ve 5 tam gün karşılığı 200,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının aynı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ertelenmesine hükmolunmuştur.

3. Sanıklar müdafii ile katılan Hazine vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2037 Esas, 2020/843 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendine göre sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Hazine vekilinin temyizi, yasal şartları oluşan suç yönünden ilgili kanun maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekirken sanıkların beraatine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesince;

Sanıkların suç işleme iradesi kapsamında birlikte hareket ederek şikayetçi ...'e kayıt dışı ve izinsiz olarak faizle ödünç para vermek ve karşılığında daha fazla miktarlı çekleri almak suretiyle tefecilik suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince;

Sanıkların faiz karşılığı şikayetçilere borç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksine bilgiye ulaşılamadığından ve sanıkların savunmalarının aksi sabit olmadığından ilk derece mahkemesince sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak, sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca atılı suçtan beraatlerine ilişkin hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması, kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıkların, tefecilik yapıp yapmadıkları hususunda haklarında araştırma yapılması, alacaklı oldukları icra takip dosyalarının tespiti ile borcun kaynağına ilişkin borçluların dinlenilmesi, suç dönemine ait defter ve belgelerin getirtilerek taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağının da araştırılması sonrasında sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V.KARAR

A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2037 Esas, 2020/843 sayılı Kararına yönelik şikayetçi ... vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2037 Esas, 2020/843 sayılı Kararına yönelik katılan Hazine vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.

***