"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/484 Esas, 2020/1699 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/542 Esas, 2019/632 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
2.Katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/484 Esas, 2020/1699 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanıkların üzerlerine atılı suçun sübut bulduğuna, mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanık ... hakkında verilen hükmün temyiz incelemesinde;
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257. maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67. maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Dosya kapsamına göre, davanın açılmamış sayılması kararının verildiği 29.12.2011 tarihinin suç tarihi olduğu, bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, soruşturma ve kovuşturma izinleri ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanık ... hakkında verilen hükmün temyiz incelemesinde ise;
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanık ...'ın, davacı katılan vekili sıfatıyla (Kapatılan) Kartal 3. İş Mahkemesinin 2008/668 esasına kayden görülen dava sonunda 29.12.2011 tarih ve 2011/983 sayılı davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesinin ardından aynı taleple yeniden dava açacağına ilişkin olarak katılana vaatte bulunduğu halde gereğine tevessül etmediği, yine davalı Kaptan İletişim Hizmetleri Limited Şirketi aleyhine katılanın bilgisi dışında İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2012/881 esasına kayden tazminat davası açıp yargılama sonunda verilen 30.12.2014 tarih ve 2014/817 sayılı karara istinaden davalı tarafça borçlu katılan hakkında işlemiş faizi ile birlikte 1.552,06 Türk Lirası yargılama gideri ile vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün 2015/4083 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmasına neden olduğu iddia edilen somut olayda; sanığın savunmasında, tüm aşamalardan katılanı haberdar ettiğini bu duruma ilişkin Whatsapp adlı uygulama üzerinden yapılan yazışmaları sunacağını belirttiği ancak dosya arasına söz konusu kayıtların alınmadığı, yine hizmet tespit davasının takip edilmemesi sonrasında açılan tazminat davasının, hükme esas alınacak hizmet süresinin daha fazla olması gerektiğinden bahisle Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, 26.10.2017 tarihli, 2015/14484 Esas ve 2017/16739 sayılı Kararıyla bozulduğu, dosyaya sunulan katılan tarafından gönderilen 07.08.2012 tarihli faks içeriğinde katılanın tazminat davası açıldığından haberdar olduğuna dair bir ibarenin de olmadığı nazara alınarak, sanığın savunmalarında belirtilen yazışma içeriklerinin dosya arasına alınmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden
A. Gerekçe bölümünün 1 numaralı bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/484 Esas, 2020/1699 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden
B. Gerekçe bölümünün 2 numaralı bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/484 Esas, 2020/1699 Karar sayılı sanık ... hakkında verdiği hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2024 tarihinde karar verildi.