"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/184 Esas, 2014/7 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : ..., Hazine
SUÇLAR : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında atılı suçlardan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında zimmet suçundan beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, suçtan zarar görenler vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Suçtan zarar gören ... vekilinin 10.03.2017 tarihinde tebliğ olunan hükümleri yasal süresinden sonra 22.03.2017 günlü dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, tebliğnamede adlarına yer verilen sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlere yönelik bir temyizin bulunmadığı nazara alınarak incelemenin; katılan Hazine vekilinin zimmet suçundan kurulan tüm hükümler ile müdafiin sanık ... hakkında zimmet, nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davalarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında zimmet, nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Ceza yargılamasının amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesi olup, maddi hakikate ulaşılmasında kullanılan tek vasıtanın deliller olduğu, Anayasa'nın 38/6. maddesine göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un "delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." biçimindeki düzenleme ile "delillerin serbestliği" ilkesine de vurgu yapıldığı, buna göre; ceza yargılamasında hangi hususun hangi delillerle ispat olunacağı konusunda bir sınırlama bulunmayıp, yargılama yapan hakimin, hukuka uygun şekilde elde edilen tüm delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşması gerektiği ve zimmet iddialarının sadece defter ve belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile aydınlatılmasının çoğu zaman mümkün olmadığı gözetildiğinde; suç tarihlerinde ... yönetim kurulu başkanı olan sanığın, Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında kooperatife verilen 200 gebe büyükbaş hayvan ile bunların birer tane yavruladığından hareketle olması gereken 400 hayvandan zorunlu kesim, ölüm gibi çeşitli sebeplerle düşümü yapıldıktan sonra kalan 247 adetini sattığı her bir hayvanın rayiç bedelinin 3.000 TL olması karşısında kooperatif bünyesinde tutulan makbuz, fatura gibi yasal belgelerden anlaşılan toplam giderler düşüldüğünde kalan 150.932 Türk Lirasını zimmetine geçirdiği kabul edilerek zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanık müdafiince sanık tarafından yapıldığı halde dikkate alınmayan giderler olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunun ilgili hükümlerine göre geçerli ödeme belgesi kabul edilemeyecek belgeler ve yine harcama yapıldığını doğrulayan tanık beyanlarının gider olarak dikkate alınmadığının belirtildiği, yine söz konusu raporda kooperatifin gelirlerinin ve giderlerinin kül halinde nazara alınmadığı, yalnızca 200 gebe hayvanın 200 adet yavrulama ihtimaline bağlı olarak varsayımsal belirlenen bir gelirden, yapıldığı savunulan giderlerin düşülmesi suretiyle zimmet miktarının belirlendiği nazara alınarak, sanığın görev sürelerini kapsayan kooperatife ait tüm gelir ve gider kayıtlarının dosya arasına getirtilmesinden sonra, dava dosyasının kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçileri ile hayvancılık konusunda uzmandan oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek, sanığın savunmaları da irdelenerek zimmetinde kooperatife ait para bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususunda rapor alınması sonrasında hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık ...'in kooperatife kayıtlı olan TR59333780, TR22476400, TR34134059 ve TR22496445 kulak küpe numaralı dört adet hayvan ölmediği veya kesilmediği halde ölmüş gibi gösterip, buna ilişkin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgeyi düzenleyerek katılan ... Sigorta şirketine ibraz ettiği ve buna istinaden söz konusu şirket tarafından 3.432 Türk Lirası tutarında kendisine haksız ödeme yapıldığı kabulüyle nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ise de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen soruşturma raporuna göre söz konusu hayvanların TÜRKVET kayıtlarına göre 28.12.2007 tarihinde Balıkesir depo kayıtlarına atılarak burada satıldıkları, buna karşın 02.01.2008 tarihli zorunlu kesim hasar raporları doğrultusunda sigortadan toplam 51.565,93 TL alındığının belirtildiği, benzer isnada dayalı olarak 17 adet hayvan için yapılan araştırmada Balıkesir İl Tarım Müdürlüğü görevlileri ile mezbaha görevlilerinin Tarım Bakanlığının hayvan kayıtlarının tutulduğu TÜRKVET isimli siteye kayıtları geç yapmasından kaynaklandığı, kulak küpe numaraları bulunan hayvanları Balıkesir mezbahasında kesilmek üzere gönderdiklerinde buna ilişkin belgeleri usulüne uygun olarak düzenlendiği, sorumluluğun hayvanların Balıkesir hududuna girdikten sonra Balıkesir İl Tarım Müdürlüğüne ait olduğu belirtilmiş olmasına göre suçun sübut bulmadığının mahkemece kabul edildiği, kulak küpe numaraları belirtilen 4 adet hayvan için de aynı durumun mevcut olabileceği, bu doğrultuda Kırkağaç Kaymakamlığı tarafından veteriner hekim ... hakkında yapılan soruşturma dosyasına sunulan ön inceleme raporunda toplam 21 adet hayvanın depoda gözükmesinin nedeninin kesim yapılan mezbahalarca düşüm yapılmamasından kaynaklandığının belirtildiği ve buradaki mevcut TÜRKVET kayıtlarında söz konusu 4 hayvanın ölü olarak gözüktüğünün anlaşılmış olması karşısında, bu çelişkinin neden kaynaklandığı araştırılarak, isnada konu dört adet hayvanın zorunlu kesim hasar raporları düzenlenmeden önce satıldığı iddia olunan kişilerin tespiti ile dinlenilmesi ve kayıtların Balıkesir deposuna atıldığı ifade edilmesine göre bunun hangi gerekçeyle kim tarafından yapıldığı, bunun sistemsel bir arıza olup olmadığının belirlenmesi, gerekirse Balıkesir deposunda görevli olup olay hakkında bilgi ve görgü sahibi olan kişilerin tanık olarak dinlenilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında sanık ...'in soyisminin hatalı olarak "Yigit" olarak yazılması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılması lüzumu,
Resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarını 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca ayrıca cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına kararlar verilmesi gerekirken, zimmet suçundan hüküm kurulurken memuriyetten yasaklanmasına şeklinde kısıtlı, sahtecilik suçundan ise yasaklılık kararı verilmemesi,
Suçtan sağlanan el konulmamış menfaatlerin meşru malikinin belli olduğu hallerde 5237 sayılı Kanun'un 55/2. maddesi uyarınca müsadere kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.