"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/316 Esas, 2015/503 Karar
KATILANLAR : Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) A.Ş.
SUÇ : Zimmet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat (tüm sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarından, sanıklar ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan), Mahkumiyet (sanıklar ..., ..., ..., ... ve.. . hakkında zimmete yardım etme suçundan)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi:
Sanık ...'ın, 09.02.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 23.02.2016 tarihinde temyiz ettiği, keza Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından açılan kamu davasına 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen PTT'nin katılma hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca PTT vekilinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz istemi ile sanık ...'ın temyiz talebinin ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin sanıklar .... ve ... müdafileri ile sanık ... vasisinin sanıklar hakkında zimmete yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet; katılan ... vekilinin ise sanıklar .... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı eylemlerin sübutu halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1. madde ve fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 16.11.2011 ve 18.01.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2)Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zimmete yardım etme suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Hükmün tefhim edildiği 22.12.2015 tarihinde Burdur Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmadığı anlaşılan sanık ... hazır edilmeden yokluğunda mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Suç tarihinde ... PTT Başmüdürlüğünde gişe memuru olarak çalışan inceleme dışı sanık ...'un herhangi bir tahsilat yapmadığı halde hayali kişiler adına toplamda 60.000,00 TL olmak üzere her biri 10.000,00 TL tutarında 6 adet havale kabul etmiş gibi işlem yaptığı ve bu havalelerden 20.000,00 TL'sini PTT Ankara ... şubesine gönderdiği, paranın burada sanık ...'a ödendiği, 40.000,00 TL'sinin PTT Gaziantep ...arşı Şubesine ... adına gönderildiği, bu paranın 10.000,00 TL'sinin ... adına düzenlenen kimlik ile sanık ... tarafından çekildiği, 20.000,00 TL'sinin PTT ... şubesine havale edildiği, paranın burada sanık ... tarafından çekildiği, kalan 10.000,00 TL'sinin ise .... edilmesi üzerine posta çeki hesabına yatırılan parayı kuruma iade ettiği, inceleme dışı sanık ... hakkında zimmet suçundan Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince 19.11.2009 tarihli ve 2009/423 Esas, 2009/395 sayılı Kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün Dairemizin 27.09.2010 tarihli ve 2010/5127 Esas, 2010/6885 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, iletişimin tespiti tutanaklarından sanıkların tümünün birbiriyle bağlantılı oldukları ve olaya ilişkin konuşmalar yaptıkları, bu şekilde sanık ... tarafından işlenen zimmet suçuna yardım ettikleri iddia ve kabul edilen somut olayda; sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesi kapsamında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerine ilişkin mahkeme kararının hırsızlık suçu işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan alındığı, bu tedbirlerin uygulanması sonucunda elde edilen delillere istinaden sanıklar hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında mahkumiyetlerine karar verildiği, zimmet suçunun katalog suçlardan olmadığı göz önüne alındığında, örgüt suçu kapsamında 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesi uyarınca başvurulan koruma tedbiri sonucunda elde edilen iletişim tespitlerinin ve sinyal bilgilerinin delil olarak değerlendirilemeyeceği, hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanmak suretiyle dosyada mevcut diğer delillerin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesinden sonra hangi sanık ya da sanıkların fail oldukları, kimlerin suça ne şekilde iştirak ettikleri karar yerinde gerekçeleriyle açıklanarak hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile sanık ... vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.