Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/1046 Esas, 2019/2029 Karar

KATILANLAR : Hazine, ...

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında verilen hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durum bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/239 Esas, 2019/28 sayılı Kararı ile sanıklar Abbas, Ahmet, Fahrettin ve Zafer'e yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların ayrı ayrı beraatlerine, sanık ... yönünden aynı olaya ilişkin olarak İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2016 tarihli ve 2016/118 Esas ve 2016/203 sayılı Kararı ile mahkumiyetine karar verilmiş olduğundan bahisle kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca reddine hükmedilmiştir.

2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2019/1046 Esas, 2019/2029 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların üzerlerine atılı suçun sabit olması nedeni ile mahkumiyetlerine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

A. Sanıklar Abbas, Ahmet, Fahrettin ve Zafer hakkında kurulan hükümler yönünden

Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen ilk derece mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan ... vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasında suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4'ten 3/4'üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenleme uyarınca mağdur .../veya fiil sayısı nazara alınıp, fiillerin süresi de gözetilerek benzer olaylarla karşılaştırıldığında failin fiili, eylem ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak şekilde, denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak hakça bir zincirleme suç artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi, Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10-847, 2016/128; 20.04.1999 tarihli ve 61-74 sayılı Kararlarında belirtildiği ve Ceza Dairelerinin süregelen uygulamalarında da kabul edildiği üzere, zincirleme suça dahil olan bir suçtan mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak, Mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması, kesinleşen hükümdeki ceza, sonuç cezadan indirilerek yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesinin gerekmesine göre; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden inceleme konusu bu kamu davasına ilişkin eylemlerin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/118 Esas sayılı dava dosyasındaki eylemlerden farklı olduğu, aynı teselsül ilişkisi içinde olsa bile bir kısım zimmet eylemleri nedeniyle açılmış bir kamu davasının veya verilmiş ya da kesinleşmiş bir hüküm bulunmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, yargılama sonunda sabit görülen suçların cezalandırılabilirliğinin bu husustan bağımsız olarak ele alınması gerektiği nazara alınarak, yargılamaya devamla suç sabit görüldüğü takdirde, belirtilen ilkelere göre temel ceza belirlenip 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra, kesinleşmiş hükümdeki ceza miktarı mahsup edilmek suretiyle aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması yerine mükerrerlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

1. Sanıklar Abbas, Ahmet, Fahrettin ve Zafer hakkında kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle hükümlerde katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,

2. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle hükümde katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.10.2024 tarihinde karar verildi.

***