"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2388 Esas, 2020/512 Karar
SUÇ : Zimmet (sanık ... hakkında) görevi kötüye kullanma (her iki sanık hakkında)
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Katılanlar vekillerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları yasal süresi içerisinde temyiz ettikleri, 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilebilir olduğu, bu itibarla katılan ... vekilinin görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükümlere yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun'un geçici 24. maddesindeki yasal süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği ancak Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre sanıklara isnat edilen görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin anılan suç yönünden kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. ve 1136 sayılı Kanun'un 59/son maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği katılanlardan ... (Dirlik) vekilinin her iki suçtan, Hazine vekilinin ise zimmet suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince Hazine vekilinin görevi kötüye kullanma suçu dışındaki diğer temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, katılan ... (Dirlik) vekilinin uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2019 tarihli ve 2019/12 Esas, 2019/262 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223/2. maddesinin (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur.
2.Katılanlar vekillerinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/2388 Esas, 2020/512 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... vekilinin temyiz istemi, sanıkların üzerlerine atılı suçların kesin ve somut delillerle ispat edildiği, katılanın alacaklı olduğu icra dosyasındaki paranın 06.11.2014 tarihinde tamamen tahsil edildiği halde 15.07.2016 tarihinde alacağın kısmen ödendiği yine katılanın davacı olduğu İstanbul 18. İş Mahkemesinin 2012/787 Esas sayılı dosyasının temyiz edilmeksizin kesinleşmesine rağmen sanıklar tarafından dosyanın Yargıtay'da olduğu belirtilerek katılanın yanıltıldığı nedenleriyle beraat hükümlerinin bozulması lüzumuna,
Katılan Hazine vekilinin temyiz istemi, sanık ...'in üzerine atılı suçun sübut bulduğuna, eksik inceleme neticesinde verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usûl ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar vekillerinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
IV. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Hazine vekilinin sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükümlerde katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.