Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/567 Esas, 2018/728 Karar

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun hükümlerin vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 23.03.2018 tarihli 2018/567 Esas, 2018/728 sayılı Kararının, katılan Hazine vekili tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat kararlarının ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 23.03.2018 tarihli ve 2018/567 Esas, 2018/728 sayılı Kararıyla istinaf başvurularının hükümlerin vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi üzerine kesinleştiği ve bu haliyle atılı rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarının unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanık ...'e yönelik rüşvet alma isnatlarının sübutu halinde suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'e yönelik rüşvet verme isnatlarının ise sübutu halinde aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etmeyi oluşturacağı, anılan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, son sorgu tarihi olan 15.03.2012 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca ... 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.06.2025 tarihinde karar verildi.

***