Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/31 Esas, 2018/60 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine

SUÇLAR : Rüşvet alma, rüşvet verme, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEMYİZ EDENLER : Katılan ve suçtan zarar gören vekilleri

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma, düşme

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g bendinde yer verilen; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları"n temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3. ve 5. maddelerine muhalefet suçunun, 5271 sayılı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, 5607 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine muhalefet suçundan verilen hükümlerin kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla bu suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Ticaret Bakanlığının rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla Ticaret Bakanlığının bahsi geçen suçlardan açılan kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkı olmadığından vekilinin belirtilen suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçlardan açılan kamu davasında kurulan hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği katılan Hazine vekilinin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

1.Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2012/27 Esas, 2018/21 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından beraat kararları verilmiştir.

2.Katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 03.10.2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/60 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Hazine vekilinin temyiz istemi, sanıkların üzerlerine atılı suçların sübut bulduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu suça aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında;

Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine muhalefet suçundan verilen beraat hükümlerinin kesinleşmesi ve bu suça konu kaçakçılık malzemelerinin ele geçirilememesi karşısında, rüşvet suçu ile ilgili olarak sanıkların meşru zeminde bulunup bulunmadıklarının tespitinin mümkün olmadığı, buna bağlı olarak da kamu görevlisi olan sanık ... hakkındaki isnadın sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan diğer sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı gözetildiğinde, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.05.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği belirlenmiştir.

IV. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle 5607 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine muhalefet suçuna yönelik katılanlar vekillerinin ve rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarına yönelik Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında bahse konu suçlardan açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Erciş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.11.2024 tarihinde karar verildi.

***