Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/1 Esas, 2021/306 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı anlaşıldığından 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanığın duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereğine reddi ile incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.01.2014 tarihli ve 2014/12459 Esas, 2014/5387 Soruşturma, 2014/411 numaralı İddianamesiyle sanık ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.

2. ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2014 tarihli ve 2014/56 Esas, 2014/151 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereği yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2015 tarihli ve 2014/148 Esas, 2015/319 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında atılı suçun unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine hükmedilmiştir.

4. Katılan vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2020/3928 Esas, 2020/2396 sayılı Kararı ile sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden atılı suçtan beraatine karar verilmesi kanuna aykırı görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

5. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2021 tarihli ve 2021/1 Esas, 2021/306 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; kendi müdafiinin istifası üzerine Baro'dan müdafi atanmaması nedeniyle müdafiden yararlanma ile mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamadığından savunma haklarının ihlal edildiğine, katılanın müdahil sıfatını kazanmaya hakkı olmadığına ve bir hak kaybına sebebiyet vermediği için beraatine karar verilmesi lüzumuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanık ... hakkında; katılanın vekili sıfatıyla takip ettiği İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/35 Esas sayılı davasının 11.05.2011 tarihli duruşmasına mazeret bildirmeksizin katılmayarak, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ve üç ay içinde yenileme talebinde bulunmayarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebebiyet vermek suretiyle katılanın mağduriyetine sebep olduğundan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir” hükmünü amirdir. Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki; “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmü ve aynı Kanun'un 195 inci maddesinde yer alan; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır” ifadeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki kurala istisna oluşturan bazı durumlara işaret edilmektedir.

Bu açıklamalar ışığında temyize konu yargılama değerlendirildiğinde; Yargıtay bozma ilamı sonrasında sekiz celse duruşma yapıldığı, sanığın kendi seçtiği bir müdafi yardımından yararlandığı, sanığa ve müdafiine duruşma gün ve saatlerinin bildirildiği, sanığın zorla getirme kararı üzerine katıldığı tek celsede savunma yapmak için süre istemesi üzerine sonraki celseye kadar süre verildiği ancak sanığın duruşmalara katılmaktan devamlı surette imtina ettiği, 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki kurala istisna oluşturan herhangi bir durumun da bulunmadığı tespit edilmekle birlikte sanığın bu tutumu karşısında savunmasını yapması için tedbir alınmadan mahkumiyetine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki kurala muhalefet edilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2021 tarihli ve 2021/1 Esas, 2021/306 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.11.2023 tarihinde karar verildi.

***