Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1540 Esas, 2021/2074 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜMLER : 1) Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2021 tarihli ve 2018/622 Esas, 2021/119 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkumiyet,

2) Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 08.10.2021 tarihli ve 2021/1540 Esas, 2021/2074 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrasının tamamen hükümden çıkarılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.06.2018 tarihli ve 2014/77160 Soruşturma, 2018/15199 Esas, 2018/12475 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2018/622 Esas, 2021/119 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.

3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/1540 Esas, 2021/2074 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendine göre sanığın beraatine karar verilmek suretiyle aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri

Sanık hakkında eksik inceleme ve araştırma ile beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamındaki delillere göre suçun yasal unsurlarının oluştuğuna,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Müvekkili hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesine rağmen lehine vekalet ücreti takdir edilmemesine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A.İlk Derece Mahkemesince;

Sanığın bilgisayar, çevre birimleri ve yazılım alanında faaliyet göstermek üzere vergi mükellefiyeti tesis ettiği şirketin 2012 takvim yılına ait hesapları ve işlemleri incelendiğinde esas faaliyet konusunun yerine iş yerinde bulunan Point Of Sale (POS) cihazlarını kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandırdığı ve bunun karşılığında faiz komisyon geliri elde ettiğinin vergi tekniği raporu içeriği ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu kabul edilerek zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

B.Bölge Adliye Mahkemesince;

Dosya kapsamına göre, sanık ... 'nın inkara yönelik savunmaları, hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen diğer sanık ...'nın iş yerini kendisinin işlettiği sanık ...'in sadece kağıt üzerinde iş yeri sahibi olarak gözüktüğü yönündeki kolluk ve vergi müfettişi beyanları, tanık ...'in iş yerinin sanık ... tarafından işletildiği yönündeki beyanları ile mağdurlar ... ve ... 'nın ifadeleri birlikte nazara alındığında sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının hükümden tamamen çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesinde;

"(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;

a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

....

Karar verir" şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Aynı Kanun'un "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303 üncü maddesinde ise;

"(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse," düzenlemesine yer verilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği" belirtilmiştir.

Yukarıda zikredilen kanun hükümleri ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Tebliğnamedeki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulması talebini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.

İlk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin hüküm fıkrası kısmının hükümden tamamen çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle katılan vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;

Hükmün düzeltilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi ve kendi arasında çelişki oluşturması nedenleriyle kararın 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması sonrasında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkartılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkûmiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin karardan çıkartılmaması suretiyle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık hakkında tefecilik suçundan verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/1540 Esas, 2021/2074 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.11.2023 tarihinde karar verildi.

***