Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/1721 Esas, 2020/1967 Karar

SUÇ : İhaleye fesat karıştırma

HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Havza Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/196 Esas, 2018/419 sayılı Kararı ile sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 235/2-(a-2) ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.

2.Sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 28.09.2020 tarihli ve 2020/1721 Esas, 2020/1967 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyetlerine ilişkin bölümlerin hükümden çıkarılarak atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereği beraatlerine karar verilmek suretiyle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Hazine vekilinin temyiz istemi, 5237 sayılı Kanun'un ilgili hükmünde sayılan ve sanıklar tarafından icra edilebilecek suça konu diğer eylemler bakımından değerlendirme yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, sanıkların alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmek yerine beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinde;

"(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;

a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

....

Karar verir" şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Aynı Kanun'un "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303. maddesinde ise;

"(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse," düzenlemesine yer verilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.05.2023 tarihli ve 2022/7-315 Esas, 2023/322 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanığa atılı suçun unsurları oluşmadığından bahisle beraatine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu",

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında da "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği",

Belirtilmiştir.

Yukarıda zikredilen kanun hükümleri ve Ceza Genel Kurulu kararları ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Tebliğname'deki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulması talebini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.

İlk derece mahkemesince sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanıkların yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonuçların isabetli bulunmadığı ve sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak hüküm fıkralarının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanıkların atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle sanıklar müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 230/1. maddeleri ile 289 /1-(g) madde, fıkra ve bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen ilk derece mahkemesi hükümlerinin Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükümler olacağı gözetilerek, kararların dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak düzeltilen hükümlerin gerekçesine yansıtılması, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının gerekçesi ve hüküm fıkralarıyla birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi nedeniyle kararların 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a madde, fıkra ve bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni hükümler kurulması sonrasında anılan kararlara yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkralarının hükümden çıkarılarak sanıkların atılı suçtan beraatlerine dair ibarenin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkarılmaması, bu suretle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde kararlar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara yönelik katılan Hazine vekilinin temyiz isteği ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.10.2024 tarihinde karar verildi.

***