"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/33 E., 2014/56 K.
SUÇ : Zincirleme basit zimmet (her iki sanık hk.), icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik (sanık ... hk.)
HÜKÜM : Mahkûmiyet (sanık ... hk. zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan), beraat (her iki sanık hk. zimmet suçundan ve Mehmet Nizameddin hk. resmi belgede sahtecilik suçundan)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin bu suç yönünden kurulan beraat hükmüne yönelik vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin zimmet suçundan her iki sanık hakkında verilen beraat hükümleri ile müdafiinin sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın mahkemece sübutu kabul edilen eylemine uyan görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 21.05.2014 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.