"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/76 Esas, 2016/241 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BUSKİ)
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : 1)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ile ... ve ... hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından beraat,
2)Tüm sanıklar hakkında (sanıklardan ..., ... ve ... yönünden 03.02.2012, 12.07.2012 ile 31.08.2012 tarihli, ... yönünden bunların yanında 06.03.2012 tarihli, diğer sanıklar yönünden ise isnat edilen tüm ihalelere ilişkin) ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat,
3)Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat,
4)Sanık ... hakkında (30.04.2012 tarihli ihale yönünden) ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet.
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafi, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
İhaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan BUSKİ Genel Müdürlüğünün kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümleri de temyize hakkı olduğu, diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, mahkemece Hazine yönünden usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, BUSKİ ve Hazinenin suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından ayrıca Hazinenin resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmedikleri, bu itibarla kamu davasına katılma hakları olmadığından vekillerinin bahse konu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, temyiz dilekçelerinin içeriklerine göre incelemenin; sanık ... müdafinin adı geçen sanık hakkında verilen mahkumiyet, katılanlardan Hazine vekilinin ihaleye fesat karıştırma, BUSKİ vekilinin ise bu suç ile birlikte resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Kısa kararın hükmün gerekçesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucu, sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat hükmü kurulurken sanığa iddianamede isnat edilen ve (3) nolu bentte gösterilen ihalenin karar kısmında (4) nolu bentteki ihale olarak belirtilmesi yazım hatası kabul edilmiş, ... ve ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında sübutu kabul edilen sahte belgeler dışında kalan diğer belgeler yönüyle bir değerlendirme yapılmayıp hüküm de kurulmadığı anlaşıldığından, değerlendirme yapılmayan belgelere ilişkin anılan suç yönünden mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Her ne kadar dava konusu ihalelerden pazarlık usulü ile gerçekleştirilen ihaleler bakımından 04.12.2012 ve 22.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporlarında kamu zararı oluştuğu bildirilmiş ise de zarar tespitinin 03.02.2012 tarihli ihalede, ihale üzerine bırakılan isteklinin fiyat teklifi üzerinden belirlendiği ancak bu ihalenin Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edildiği, karar gerekçesinde ihale üzerine bırakılan firmanın teklifinin de değerlendirilme dışı bırakılması gerektiğinden söz edildiği, bu haliyle söz konusu fiyatın zararın belirlenmesinde ölçüt olarak alınamayacağı, tüm ihalelerin yaklaşık maliyetin altında ve en düşük teklife ihale edilerek sonuçlandırılmış olması ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için temin edilen 17.09.2015 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda kamu zararı oluşmadığı yönünde tespitte bulunulması karşısında, dosya kapsamı ile uyumlu olan bu rapor mahkumiyete esas alınarak sanık ...'nın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/3-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu şeklindeki kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda diğer ihaleler yönüyle de sanıkların eylemlerinin sübutu halinde suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 235/3-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, bu suç ile aynı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi oldukları, suç tarihleri ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşıldığı,
Diğer taraftan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'in hükümden sonra 29.06.2023 tarihinde vefat ettiği ve hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64. maddesi gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322, 5237 sayılı Kanun'un 64 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince ölüm ve zamanaşımı sebepleriyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.