"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1475 Esas, 2019/2489 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre kamu görevlisi sanık ...'a isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının bu suç yönünden kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanık ... hakkında bu suçtan açılan kamu davasında kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği katılan ... vekilinin sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükmü, katılan Hazine vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1)Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2017/438 Esas, 2019/45 sayılı Kararı ile sanık ...'nın rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile; sanık ...'ın ise rüşvet verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252/1. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, haklarında aynı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğu ile sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin ayrıca sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca yasaklama kararı uygulanmasına hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 02.12.2019 tarihli ve 2019/1475 Esas, 2019/2489 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılarak atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği beraatlerine karar verilmek suretiyle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri, sanıklar hakkında istinaf incelemesi sonucunda verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların atılı suçları işlediği savunmaları, soruşturma raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı uyarınca sabit olduğundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri, İçişleri Bakanlığının suçtan zarar gördüğüne, bu nedenle katılma talepleri bulunduğuna, sanıkların üst sınırdan cezalandırılması gerekirken alt sınırdan cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebine ve sair hususlara yöneliktir.
III. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinde;
"(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
....
Karar verir " şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği" belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükmü ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk derece mahkemesince sanıkların rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanıkların yüklenen suçları işlediğinin sabit olmaması gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonuçların isabetli bulunmadığı ve sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak hüküm fıkralarının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanıkların atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek ve istinaf talebinde bulunmamış olan sanık ...'a beraat kararının sirayet ettirilmesi suretiyle sanık ... ve katılan Hazine vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 230/1. maddeleri ile 289 /1-(g) madde, fıkra ve bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen ilk derece mahkemesi hükümlerinin Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükümler olacağı gözetilerek, kararların dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak düzeltilen hükümlerin gerekçesine yansıtılması, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının gerekçesi ve hüküm fıkralarıyla birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi nedeniyle kararların 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a madde, fıkra ve bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni hükümler kurulması sonrasında anılan kararlara yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkralarının hükümden çıkarılarak sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatine dair ibarelerin hüküm fıkralarına eklenmesi fakat sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkarılmaması, bu suretle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde kararlar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V.KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara yönelik katılan Hazine vekilinin her iki sanık yönünden, katılan ... vekilinin ise sanık ... açısından vaki temyiz istekleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye ve ek Tebliğname'ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.