"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/293 Esas, 2016/177 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇ : Zimmet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına ancak katılan Hazine vekilinin 21.12.2020 tarihli dilekçesinin katılma talebine ilişkin olduğu, temyiz iradesi içermediği göz önünde bulundurularak, tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de nazara alınarak 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi gereği REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin müdafiinin sanık hakkında zimmet ve sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik, O yer Cumhuriyet savcısının ise zimmet suçu bakımından aleyhe sahtecilik suçu yönünden lehe temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, ayrıca, aynı Yasa'nın 53/5. maddesi uyarınca cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek hüküm fıkrasının "1" numaralı bendine "Suçu, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılan sanığın, ayrıca, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri 2 yıl 7 ay 8 gün süreyle kullanmaktan yasaklanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dosya kapsamına ve 13.10.2014 tarihli bilirkişi raporuna nazaran, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün resmi yazılarından da anlaşılacağı üzere, imzalı banka listesinde adı geçen öğretim üyelerinin ücretlerinden kesinti yapılarak, sanık tarafından bankaya elektronik postayla iletilen listeye kendi adını öğretim üyesiymiş gibi eklemek suretiyle, kesinti toplamlarını kendi alacağı gibi gösteren elektronik belgenin suçun konusu olduğu, sanığın ek ders ücretlerine ilişkin bankaya elektronik posta ile gönderdiği listeye kendi adını eklemesi eyleminde, bankaya iletilen belgenin resmi belge sıfatına haiz olup olmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, sahte bordro düzenlediğine dair dayanaksız gerekçe ve eksik inceleme ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla işlediğinin kabulü karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
Atılı sahtecilik suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, ayrıca, aynı Yasa'nın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.