Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/299 Esas, 2021/49 Karar

SUÇ : Denetim görevinin ihmali

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2012 tarihli ve 2012/11717 Soruşturma, 2012/7159 Esas, 2012/2399 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2013 tarihli ve 2012/699 Esas, 2013/621 sayılı Kararı ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.

Bahse konu kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 16.06.2020 tarihli ve 2016/3020 Esas, 2020/11517 sayılı Kararı ile eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi; müvekkilinin ihmal kastıyla hareket etmediğine, olayı öğrenir öğrenmez zimmet suçunu işleyen mutemet hakkında denetim talebinde bulunduğuna, yine konuyla ilgili olarak bursların bankalardan çekilip hemen öğrencilere dağıtılması için mutemede talimat yazdığına ancak zimmet suçunu işleyen mutemedin ise bursların henüz yatmadığını belirterek müvekkilini yanılttığına, keza mahkemece Yargıtay ilamında belirtilen husus konusunda araştırma yapılmadan sadece kurumdan gelen beyan ile yetinilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi yerine alt sınırdan cezaya hükmedildiğine ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Ankara Sincan Yetiştirme Yurdunda kurum müdürü olarak görev yapan sanığın, aynı kurumda mutemet olarak görev yapan Mesut Gökce'nin, kurum hesabından çektiği öğrencilere ait burs paralarını öğrencilere ulaştırılmak üzere öğretmenlere teslim etmemesiyle ilgili olarak öğretmenlerce bu konuda kendisine bilgilendirme yapılmasına rağmen denetim görevini yerine getirmeyerek öğrenci burslarına ait tutarların adı geçen mutemedin zimmetine geçirmesine neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; eylemi sabit görülen sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.10.2013 tarihli ve 2012/699 Esas, 2013/621 sayılı beraat Kararının Dairemizin 16.06.2020 tarihli ve 2016/3020 Esas, 2020/11517 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, mahkemenin bozma ilamı üzerine verdiği yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı gözetilerek, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, bozma ilamının gereğinin yerine getirildiği belirtilerek gerekçesiz hüküm kurulmak

suretiyle Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılması,

Kabule göre de;

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6 ncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın somut olayda sanığın denetim görevinin ihmali sonucunda varsa oluşan zararı giderme zorunluluğu bulunmakla birlikte zimmet sanığının mal edindiği miktarı giderme yükümlülüğünün olmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "Sanığın suçtan kaynaklanan katılan kurumun zararını gidermediği için" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden "Suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki göz önüne alınarak" şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle aynı Kanun'un 61 inci maddesine uygun davranılmaması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2020/299 Esas, 2021/49 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.10.2023 tarihinde karar verildi.

***