"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/563 Esas, 2020/288 Karar
KATILANLAR : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişiklik Bakanlığı, Hazine
SUÇLAR : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında, eylemlerin kül halinde zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve müdafi, katılanlar vekili, O yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hazinenin, sanıklara isnat edilen nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla bahse konu suçtan verilen beraat hükümlerini temyiz hakkının bulunmadığı nazara alınarak, vekilinin bu suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan ..., Şehircilik ve İklim Değişiklik Bakanlığı vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve nitelikli dolandırıcılık, Hazine vekilinin ise adı geçen sanıklar hakkında zimmet suçundan verilen beraat, sanık ... müdafiin ise sanık ... hakkındaki zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
02.09.2009 tarihli ve 2009/729 sayılı iddianame ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı halde bu hususta hüküm kurulmadığı anlaşılmakla bu suçtan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık ... hakkında 15.09.2009 tarihli ve 2009/771 sayılı iddianame ile katılan ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine dair 18.11.2013 tarihli hükme ilişkin temyiz istemlerinin reddine karar verilmekle bahse konu hüküm kesinleştiği anlaşılmakla bu hususta kurulan hükmün hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu gözetilerek yapılan incelemede:
1)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet savcısı ile katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/3. maddesindeki "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı "devlet memurları" gibi ceza görürler." şeklindeki hüküm ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40/2. maddesi uyarınca, özgü suç niteliğindeki zimmet suçunda ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişilerin fail olabilmesi ve bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulmasının mümkün olması, yönetim kurulunda yer alan sanıklar hakkında atılı suçlardan verilen beraat hükümlerinin de Dairemizce onanarak kesinleşmesi hususları nazara alındığında; 1990 yılından sonra kooperatif yönetiminde yer almayan sanık ...'un suç tarihleri itibariyle zimmet suçunun faili olamayacağı, faili bulunmayan suça şerikliğin de mümkün olmadığı gözetilerek, sanığın sübutu kabul edilen, kooperatife ait arsaları, kooperatifin kendisine olduğu iddia olunan borçları nedeniyle tapuda devraldığı, daha sonra bu arsaların bir kısım yönetim kurulu üyelerine, kooperatif üyelerine ve kooperatif üyesi olmayan üçüncü şahıslara devir ve satış işlemlerini gerçekleştirdiği, kooperatif üyeleri olan katılanlara herhangi bir tahsis işlemi yapılmadığı şeklindeki eylemlerinin, hileli ve yasal olmayan yollarla kendisine haksız olarak menfaat sağlaması nedeniyle, zincirleme biçimde dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, öte yandan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinin nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2. maddesinde; "Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır." şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66. maddesinde ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” denildiği, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği de nazara alınarak, sanığın suç tarihlerinde emlakçılık yapıp yapmadığı araştırılarak serbest meslek sahibi olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre suç vasfının ve sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken, 53/1. maddesinde yer alan tüm bentlerdeki hak ve yetkilerden yasaklanmasına dair yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.