Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/148 Esas, 2014/236 Karar

SUÇLAR : Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında basit zimmet, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ise denetim görevinin ihmali

HÜKÜMLER : 1-Sanık ... hakkında atılı suçtan, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ... ve ... hakkında ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na (1163 sayılı Kanun) muhalefet suçlarından mahkumiyet,

2-Sanıklardan ... hakkında eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu sanık ve sanık ... hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı, sanık ... hakkında açılan kamu davasının ise ölüm nedeniyle düşürülmesine.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık ... hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşürülme kararına karşı müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin, katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin tüm hükümlere, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin müvekkilleri hakkında, sanık ...'nın ise kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık ...'in soy isminin hüküm fıkrasında "..." olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

1-Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmiş, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

2-Sanıklardan ... hakkında ölüm, ... ve ... hakkında ise zamanaşımı nedeniyle verilen düşürülme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Kamu davalarının ölüm ve zamanaşımı nedenleriyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde yer alan "düşürülmesine" ibaresinin "düşmesine" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3-Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ..., hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanıklardan ...'in 10.04.2023, ...'in ise 24.07.2023 tarihinde hükümden sonra öldükleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Kanun'un 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması ile diğer sanıkların oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerine uyan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesi ile 1163 sayılı Kanun'un ek 2/3. madde ve fıkrasında öngörülen cezalarının üst sınırlarına göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihleri olan 18.05.2006 ve 15.06.2007 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***