Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/808 Esas, 2018/901 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2017 tarihli ve 2015/234 Esas, 2017/485 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43, 62. maddeleri gereğince 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hâk yoksunluklarına hükmedilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2018/808 Esas, 2018/901 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlardan Hazine ve ... vekilleri ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hâk yoksunluğu ve vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz nedenleri, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan ... arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan ... tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümününde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2018/808 Esas, 2018/901 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca gereği için kararı veren İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.

***