"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve verme, infaz kurumuna yasak eşya sokmak, müstehcen yayın bulundurma, dolandırıcılık
HÜKÜM : 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında infaz kurumuna yasak eşya sokmak suçundan beraat,
2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında müstehcen yayın bulundurma ve rüşvet verme suçlarından beraat,
3- Sanık ... hakkında ...'a rüşvet verme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına,
4-Sanık ... hakkında ...'ya rüşvet verme ve müstehcen yayın bulundurma suçlarından mahkumiyet,
5- Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma ve müstehcen yayın bulundurma suçlarından mahkumiyet,
6- Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet.
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Kamu davasından haberdar edildiği halde duruşmalara iştirak etmeyen, davaya katılma talebinde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan Hazinenin temyiz hakkı olmadığından, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurusunun kapsamına göre incelemenin sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın adı geçen sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık ... hakkında koşullu salıverilme süresine eklenecek sürenin Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/810 Esas ve 2006/55 Karar sayılı ilamındaki 8 aylık hapis cezası esas alınarak belirlenmesi gerekirken maddi hata sonucu 8 yıl olarak belirlenmesinin infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüş, adı geçen sanık hakkında adli sicil kaydında daha ağır cezayı içeren tekerrüre esas ilamın bulunduğunun dikkate alınmaması ile Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/148 Esas sayılı dosyasından dolayı cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmeyerek 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesine aykırı davranılması, diğer yandan yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan sanığın suç tarihlerinde mağdur ...'yı telefonla arayıp, ceza infaz kurumunda hükümlü olan oğlu ...'ın birtakım ihtiyaçları için para gerektiğini söyleyerek menfaat temin ettiği somut olayda; mağdurun içinde bulunduğu zor bir durumun bulunmadığı nazara alındığında, kişinin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek dolandırıcılık suçunun da uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesine göre uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149-163; 13.11.2007 tarihli ve 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK'nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
3-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında müstehcen yayın bulundurma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.06.2020 tarihli ve 2018/18-461 Esas, 2020/323 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; TCK’nın 226. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Doğal olmayan yoldan yapılan” kavramının; insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemleri kapsadığı, suça konu ürünlerdeki görüntülerin ise bu nitelikte olmaması karşısında, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı nazara alınıp sanıklar hakkında atılı suçtan beraat kararları verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakları saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.