"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/84 Esas, 2015/185 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde Aksaray Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın alacaklı vekili sıfatıyla tahsil etmek üzere aldığı 17 adet çek ile ilgili olarak icra takibi başlatmadığı, katılanı hukuki işlemlerin başlatıldığını söyleyerek oyaladığı, borçlulardan ...'dan haricen tahsil ettiği 150 TL ile ... ve ...'den haricen tahsil ettiği 1.100 TL'yi katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu şeklinde sübutu kabul edilen somut olayda; sanığın çeklerle ilgili icra takiplerini başlatmaması şeklindeki eyleminin görevi kötüye kullanma, borçlulardan tahsil ettiği paraları uhdesinde bulundurması eyleminin ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç niteliğinde hataya düşülerek yazılı şekilde tüm eylemlerin kül halinde zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek hüküm kurulması,
Kabule göre de;
İddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararında yer almadığı ve ek savunma hakkı tanınmadığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.